AkabeForuM
Özel Arama

Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

103 Sayfa V   1 2 3 > » 

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: Jul 3 2010, 16:30


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


Dualarımız seninle kardeş Hakkında hayırlısı olsun sınavda başarılar dilerim .
Sınava girmeden önce haşlanmış patates ye 15.gif
  Forum: Akabe Forum Çay Ocağı · Mesaj Önizlemesi: #40492 · cevaplar: 3 · Okunma: 83

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: Jun 27 2010, 21:51


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


YAPMADAN DÖNME
Sonbaharda Yedigöller'de kamp yapıp fotoğraf çekmeden,

Abant Gölü ve diğer göl çevresinde yürüyüş yapmadan,

Mudurnu ve Göynük evlerini görmeden,

Bolu Yaylalarında gezmeden,

Kartalkaya'da kayak, Abant'da yamaç paraşütü yapmadan.

Seben Kaya evlerini görmeden,

Bolu'nun çam kolonyası, fındık şekeri, Bolu çikolatası, çam balı, kaymağı, tereyağı, kabaklı gözlemesi; Mudurnu'nun saray helvası, köpük helvası, ipek oyaları; Gerede'nin deri ve bakır eşyaları; Göynük'ün şeker fasulyesi, el dokumaları; Seben'in elması, üzümü; Mengen'in peyniri; Kıbrıscık'ın pirinci, el dokuması torbaları ve kilimleri; satın almadan,

Geleneksel "Mengen Aşçılar ve Turizm Festivali", Dörtdivan Yayla Şenlikleri ve Bolu Köroğlu Kültür Sanat Turizm Festivali izlemeden,

... Dönmeyin.
  Forum: Bolu · Mesaj Önizlemesi: #40259 · cevaplar: 0 · Okunma: 71

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: Jun 27 2010, 21:50


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


GEZİLECEK YERLER

Müzeler ve Örenyerleri

Müzeler


Adres: Bolu Kültür Merkezi - Bolu

Tel: (374) 215 39 72

Örenyerleri

Akşemsettin Türbesi- Göynük

Bolu (Bithynıum - Claudiopolis): Arkeolojik verilere göre Bolu ovasındaki ilk yerleşim M.Ö. 3. bine kadar uzanmaktadır. Şehir merkezindeki tepelerde kurulmuş olan Bithynium -Claudiopolis şehrinin tarihi ise 1978 yılında Hisartepe kazısında ortaya çıkan bulgulara göre, M.Ö. 7. yüzyıla kadar gitmektedir. Çeşitli yıllarda yapılan kazılarda Antinous Tapınağı ve tiyatroya ait olduğu sanılan parçalarla, çeşitli dönemlere ait sikkeler, kaplar, şişeler, heykeller ve mezar stelleri bulunmuştur. Bu eserler halen Bolu Müzesi'nde bulunmaktadır.

Seben Kaya Evleri: ( Eski Yerleşim Bölgesi ) Seben İlçesine bağlı ve birbirlerine çok yakın olan Çeltik Deresi, Hoçaş, Kaşbıyıklar ve Yuva köylerinde derin vadiler boyunca yükselen kaya kitlelerinin yüzeyinde bir kaç katlı kaya evlerine rastlanmaktadır.

Gerede Asar Kalesi: Gerede'nin Örencik Köyü'nün güneydoğusundadır. Çevrede arazi üzerinde bol miktarda Bizans seramiği görülmekte, bu da kalenin Bizans dönemine ait olduğunu göstermektedir. Ayrıca kale üzerinde kuzeye bakan bir mağara da mevcuttur.


Camiler


Bolu'da bulunan Büyük Cami (Yıldırım Beyazıt Cami), Kadı Cami, Saraçhane Cami, İmaret Cami, Ilıca Cami, Ilıca Cami, Süleyman Paşa Cami, Yıldırım Cami, Kanunî Cami, Yukarı Tekke Cami, Eskiçağa Yıldırım Cami görülmeye değer eserledir.

Türbeler

Tokad-i Hayreddin Türbesi, Akşemseddin Türbesi, Ömer Sekkin Türbesi, Aşağı Tekke Türbesi, Ümmi Kemal Türbesi, Kasım Dede Türbesi, Babahızır Türbesi başlıcalarıdır.

Hanlar

Yukarı Taşhan: Bolu merkez Büyük Cami mahallesinde bulunan Taşhan, 1804 yılında Abdullah Ağa tarafından yaptırılmıştır.

Hamamlar

Orta Hamam: 1389 yılında Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılmıştır. Çifte hamam tarzında yapılan hamamın iç mekanlarında zengin süslemelere yer verilmiştir. İl merkezindedir.

Tabaklar Hamamı: 16. yüzyılda Tavil Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. İki bölüm olan hamamın iç mekanları mermerlerle kaplıdır.

Sultan Hamamı: 16. yüzyılda Sokullu Mehmet Paşa tarafından çifte hamam tarzında yaptırılmıştır. İl merkezindedir

Süleyman Paşa Hamamı: Göynük İlçesinde bulunan hamam, 1335'li yıllarda Gazi Süleyman Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Yıldırım Beyazıt Hamamı: Mudurnu İlçesinde bulunan hamam, aynı adla anılan caminin yanındadır. Aynı devirde yapılan hamamların en güzellerindendir. 1382'de yaptırılmıştır. Erken dönem Osmanlı hamamlarının en orijinal örneklerinden biridir. Hamam taç kapısı ve kubbe geçişleriyle dikkat çekicidir.

Yıldırım Hamamı: İlimiz Yeniçağa İlçesine bağlı Eski Çağa Köyünde bulunmaktadır. 1388 yılında Yıldırım Beyazıt adına yapılan hamam, mimari bakımdan önemli bir eserdir.

Aşağı Hamam: Gerede İlçesi Kitirler mahallesinde yer alan hamam 14. yy. sonlarında moloz taştan yapılmıştır.

Sivil Mimari

Göynük Evleri: "Kentsel Sit Alanı" olarak ilan edilmiş bulunan Göynük, eski Türk Evleri bakımından zengindir. Burada bulunan evler 20. yüzyıl başlarına aittir. Bazı evlerin oturma odalarında çeşitli motiflerle süslenmiş tavanlar bulunmaktadır. Evlerin önünde genellikle "Hayat" adı verilen avlular da yer almaktadır.

Mudurnu Evleri: Kentsel Sit Alanı ilân edilen Mudurnu, eski Türk evleri bakımından önemli bir özelliğe sahiptir. Sivil mimari özellikleri açısından Göynük evlerine benzerlik gösteren, ilçenin tarihi ve kültürünü yansıtan bu evler korumaya alınmıştır.

Korunan Alanlar

Yedigöller Milli Parkı

Bolu Fındığı Tabiatı Koruma Alanı

Bolu Akdoğan (Ebe Çamı)Tabiatı Koruma Alanı

Bolu Kökez Tabiatı Koruma Alanı

Bolu Sülüklügöl Tabiatı Koruma Alanı

Abant Gölü Tabiat Parkı

Kaplıcalar

Bolu kaplıcaları Şehir merkezine 5 km. mesafede, Karacasu mevkiinde bulunan kaplıcalar çevresi ormanlarla kaplı nezih bir dinlenme yeridir. Termal turizm merkezi olan bölgede termal otel ve büyük kaplıca, küçük kaplıca ve Sağlık Bakanlığı'na ait fizik tedavi ve rehabilitasyon hastanesi olmak üzere üç birim hizmet vermektedir. Doğal kaynaklı olan bu kaplıcalar, romatizma hastalıklarına, deri, dolaşım ve kalp, solunum yolu, kadın, sindirim sistemi, böbrek ve idrar yolları, kemik ve kireçlenme hastalıkları ,metabolizma bozukluklarına iyi gelmektedir.

Karacasu Termal Turizm Merkezi

Babas kaplıcası: Mudurnu'ya 5 km. Mesafede bulunan kaplıca suları, travertenler arasından çıkmaktadır. 18 yataklı bir tesis bulunmaktadır. Kaplıca suyu metabolizma hastalıkları ile romatizma, kadın, sindirim ve böbrek rahatsızlıkları üzerinde olumlu sonuçlar vermektedir.

Sarot kaplıcası: Mudurnu'nun 30 km. kuzeybatısında Ilıca köyü hudutları içerisindedir. 66ºc sıcaklığındadır. 1500 yılı aşkın süredir kullanılmaktadır. Tarihî bir hamam vardır. Acı sular grubuna girmektedir. İçme kürü şeklinde kullanıldığında idrar yolu ve böbrek rahatsızlıklarına, banyo olarak kullanıldığında ise romatizma hastalıklara iyi gelmektedir. Kaplıca yanında küçük bir konaklama tesisi bulunmaktadır.

Bağlum (Kesenözü) Kaplıcası: Bağlum kaplıcaları, Seben ilçesinin 14 km. Güneyinde, Kesenözü köyünde bulunur. Kaplıca suyu banyo olarak yüzyıllardır kullanılmaktadır. Mide, safra kesesi, solunum ve dolaşım bozukluklarında olumlu etkileri olduğu bilinmektedir. Kaplıcada özel şahıslar tarafından işletilen pansiyonlar bulunmaktadır.

Çatak Kaplıcası: Göynük ilçesinin 30 km. güneydoğusunda dik yamaçlar arasında çok güzel bir vadide, Himmetoğlu Köyü yakınındadır. Kaplıcanın romatizma, siyatik gibi rahatsızlıklara iyi gelmektedir. Çevrede bulunan kalıntılardan Romalılardan beri kullanıldığı düşünülmektedir.

Göller

Abant Gölü: Bolu'nun 34 km. Güneybatısında Abant Dağları üzerinde oluşmuş bir krater gölüdür.Yeraltı suları ile beslenir.

Abant Gölü çevresi flora ve fauna bakımından oldukça zengindir. Gölde bulunan ünlü Abant alabalığı yılın belirli zamanlarında, belirli bir ücret ödeyerek avlanabilir. Yöre ormanları geyikler için en uygun yaşam ortamıdır. Göl çevresindeki ormanlarda tavşan, tilki, çakal, kurt, ayı, domuz, karaca, gelincik, geyik gibi av hayvanlarıyla şahin, doğan, atmaca görülmektedir.

Piknik, kamping, sportif olta balıkçılığı, yürüyüş , tekneyle, faytonla, atla gezinti ve kışın doğal buz pateni bu tabiat parkının vazgeçilmez aktiviteleridir. Göl etrafında konaklama ve yeme-içme tesisleri bulunmaktadır.

Gölcük: Bolu'nun 13 km. güneyinde suni olarak yapılmış bir set gölüdür. Etrafı çam ve köknar ağaçları ile kaplı gölün kar altındaki görüntüsü muhteşemdir. Gölün hemen kenarında Orman Bakanlığı'nın misafirhanesi ile bir kır gazinosu vardır. Göl ve etrafı orman içi dinlenme yeri olarak Batı Karadeniz Millî Parklar Bölge Müdürlüğü denetimindedir.

Gölköy Baraj Bölü: Bolu'nun 10 km. batısındadır. Bolu ovasını sulama amacıyla yapılmıştır. Çevresi ormanlarla kaplı olan sazan ve alabalık vardır. Şehir merkezine yakınlığı ve ulaşım kolaylığı nedeni ile piknik yapmak ve olta ile balık avlamak isteyenler tarafından çok elverişlidir.

Yeniçağa Gölü: Bolu - Ankara karayolu üzerinde, yeniçağa ilçe merkezinde bulunan göl, bir çanak gölüdür. Gölde olta ile balık avlanabilir.

Karamurat Gölü Mudurnu'ya 35 km. mesafede olan göl, Akyazı'ya giden yolun kenarında ve Karamurat Köyü yakınındadır. Turna ve kadife balığı bulunmaktadır.

Çubuk Gölü: Göynük'ün 11 km. Kuzeyindedir. Kıyısında çubuk köyü bulunan, etrafı güzel çam ormanları ile kaplı çubuk gölündeki sazan ve alabalıkları olta ile avlamak serbesttir.

Sülük Gölü: Mudurnu - Akyazı yoluna 9 km. mesafededir. Mudurnu ilçesine 50 km. uzaklıkta bulunan göl, Millî Parklar koruma alanı içindedir. Bozulmamış doğasıyla ve zengin florasıyla dikkat çekmektedir. Gölde Abant alası, gökkuşağı ve kırmızı benekli alabalık bulunmaktadır.

Sünnet Gölü: Göynük'ün 27 km. doğusundadır. Fevkalade güzelliğe sahip olan gölde çok lezzetli mercan ve alabalıklar mevcuttur. Olta balıkçılığı ile bu balıkların avlanması serbesttir. Sünnet gölünde konaklama ve yeme-içme hizmeti veren bir tesis bulunmaktadır. Göl etrafında; piknik, yürüyüş, koşu ve bisiklet sporu yapabilme imkanı vardır.

Karagöl: Kıbrısçık - Beypazarı yolu üzerinde bulunan Karagöl, oldukça derin bir göldür. Kıbrıscık'a 20 km.dir. Çevresi tamamen ormanlık olan gölde kamp yapılabilir. Yaban ördeklerinin var oluşu nedeniyle avcıların uğrak yeridir. Her yıl mayıs sonunda Karagöl şenlikleri düzenlenmektedir.

Akkaya Boğazı: Bolu'nun 10 km. güneyinde, Mudurnu yolu üzerinde bulunan travertenler, Bolu'nun Pamukkalesi olarak görülmeye değer bir güzelliğe sahiptir. Akkayalardan çıkan maden suyu değişik bir tatta ve 20ºc sıcaklığında olup, modern tesislerde şişelenerek tüketime sunulmaktadır.

Yaylalar

Aladağ Yaylaları: Bolu'nun 25 km. güneyindeki dağ yamaçları üzerinde, orman alanları arasında yer alırlar. Yemyeşil düzlükleri ile piknik için de ideal olan bu yaylalar çevresinde bulunan Orman İşletme Tesisleri, Aladağ İzcilik Kampı ve Göleti ile göz kamaştırıcı güzellikler sergilerler. Kamp imkanlarının da olduğu başlıca yaylalar, Değirmenözü, Sarıalan, Gölcük, Ardıçtepe ve Üstyaka Yaylalarıdır.

At Yaylası: Bolu'nun kuzey yakasındaki dağların arkasında yer alır. Kirazları ile ünlü olan bu yayla etrafında meyve bahçeleri vardır. Her yıl geleneksel kiraz bayramı şenlikleri yapılır.

Gerede Yaylaları: Gerede'nin güneyinde 1200 - 1500 m. yüksekliklerde bulunan bu yaylalar, Haşat, Zorpan ve doğu Köroğlu Dağları üzerinde bulunan Dörtdivan yaylalarıdır.

Kıbrısçık Yaylaları: Köroğlu Dağları'nın güney yamaçlarındaki düzlük alanlarda bulunurlar. Belen, Karaköy, Kökez, Bölücekkaya, Karadoğan ve 1825 m. yükseklikte bulunan Devevira en önemli yaylalardandır.

Mengen Yaylaları: Mengen İlçesi'nin doğusunda yer alan başlıca yaylalar; Sarıklı, Soğucak, Mile, Sepetçiler, Çelebioğlu ve Çiftçatak yaylalarıdır.

Mudurnu Yaylaları: İlçenin kuzeyi ve Abant Gölü güneyinde yer alırlar. Dedeler, Alpağut, Dodurga ve Dağyolu yaylaları en önemlileridir.

Göynük Yaylaları: 1000-1500 m. arasında da bir şeritte sıralanan yaylaların en önemlileri Karabey ve Kaşıkçı yaylalarıdır.

Seben Yaylaları: Kiraz Dağı çevresinde toplanmış, ortalama 1400 m. yükseklikte olan bu yaylaların en önemlileri Gerenözü ve Kızık yaylalarıdır.

Kızık Yaylası: Kızık Yaylasının evleri, değişik mimarisiyle dikkati çeker. Bu evler hiç çivi kullanmadan, çam ağaçlarından çatkılı, kenetleme ve birbirine geçme şeklinde yapılmıştır. Yerden yüksekçe yapılmış merdivenler, geniş ocakları ve kendine has eşyaları ile bu evler oldukça değişik özellikler taşırlar.

Kuş Gözlem Alanı

Yedigöller Milli Parkı

Abant Gölü

Sportif Etkinlikler

Kayak Merkezleri Esentepe : Gerede'nin kuzeyinde 1.300 m. yükseklikte kış sporları ve kayak imkanına sahip üç yıldızlı Esentepe Oteli'nin bulunduğu bir yerdir. Tüm ilçeye hakim mükemmel bir manzaraya sahip olan otelde çim kayağı da yapmak mümkündür. Asırlık çam ağaçlarının bulunduğu Esentepe'ye bu isim bölgenin sürekli esmesi nedeniyle Atatürk tarafından verilmiştir.

Kartalkaya Kayak Merkezi

Avcılık Ve Olta Balıkçılığı: Bolu'nun dört yanını kuşatan orman tabakası ve zengin bitki örtüsü, beraberinde çok çeşitli av hayvanlarının bulunmasını sağlar. Ormanlık alanlarda, ayı, vaşak, yaban domuzu, geyik, karaca, kurt, sansar, tilki, porsuk, tavşan, kokarca, gelincik, kunduz ve sincap gibi kara hayvanları ile keklik, üveyik, bıldırcın, çil, toy, turna, çulluk, güvercin gibi av kuşları ve atmaca, şahin, kartal gibi yırtıcı kuşlar sıklıkla görülmektedir.

Ayrıca bir çok gölü bünyesinde barındıran Bolu, sportif olta balıkçılığı için ideal bir bölgedir. Abant Gölü, Gölcük, Gölköy Barajı, Yedigöller, Aladağ gölünde bulunan çok lezzetli alabalık, sazan, mercan ve gümüş balıkları olta ile avlanabilmektedir.

Yamaç Paraşütü: Yamaç paraşütü için Abant Dağları'nda çok uygun yerler mevcut olup, yaz aylarında büyük şehirlerden bu sporu yapmak isteyenler için Abant'a turlar düzenlenmektedir.

  Forum: Bolu · Mesaj Önizlemesi: #40258 · cevaplar: 0 · Okunma: 34

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: Jun 27 2010, 21:50


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


LİNKLER

Bolu Valiliği http://www.bolu.gov.tr
  Forum: Bolu · Mesaj Önizlemesi: #40257 · cevaplar: 0 · Okunma: 34

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: Jun 27 2010, 21:49


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


NE ALINIR?

Bolu'nun çam kolonyası, fındık şekeri, Bolu çikolatası, çam balı, kaymağı, tereyağı, kabaklı gözlemesi; Mudurnu'nun saray helvası, köpük helvası, ipek oyaları; Gerede'nin deri ve bakır eşyaları; Göynük'ün şeker fasulyesi, el dokumaları; Seben'in elması, üzümü; Mengen'in peyniri; Kıbrıscık'ın pirinci, el dokuması torbaları ve kilimleri, hediyelik olarak satın alınabilir.
  Forum: Bolu · Mesaj Önizlemesi: #40256 · cevaplar: 0 · Okunma: 27

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: Jun 27 2010, 21:49


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


NE YENİR?

Bolu'nun fındık şekeri, çikolatası, çam balı, kaymağı, tereyağı ünlü tatlılarıdır. Kabaklı gözleme yöreye özgü hamur işidir.

Mudurnu'nun saray helvası, köpük helvası, Göynük'ün şeker fasulyesi Seben'in elması, üzümü, Mengen'in peyniri yörenin  tadılmaya değer yiyecekleridir.

Bolu'dan Yemek Tarifleri

Çoban Kavurma


Malzemeler:

1/2 Kg. kuzu eti

250 gr. domates

100 gr. yeşil biber

1 kaşık margarin

Tuz ve kekik

Hazırlanışı: Küçük parçalar halinde doğranan et, margarinle kavrulur. Domatesler doğranarak ilave edilir tekrar kavrulur. Daha sonra doğranan biberler etin üzerine konur. Biraz daha kavrulduktan sonra üzerine kekik serpilir ve servis yapılır.

Mengen Pilavı

Malzemeler:

1/2 kg. pirinç

250 gr. kuşbaşı kuzu eti

1 bardak tereyağı

1 bardak ince kıyılmış mantar

2 baş soğan

3 adet domates

8 bardak et suyu

1 kaşık şeker

1 tatlı kaşığı kekik

1 demet dereotu

1 bardak ceviz içi

tuz ve karabiber

Hazırlanışı: Haşlanan pirinçler tuzlu ılık suda bir saat kadar bekletilir. Soğuk su ile iyice yıkanıp süzgece alınır. Tencere ateşe konur,yağın bir kısmı kızdırılır, çentilmiş soğanlar ve et eklenir karıştırılır. Birkaç dakika kavrulduktan sonra et suyu eklenir üzerinde biriken köpük alınarak yarım saat kaynatılır. Sonra pirinç, şeker, tuz ve biber eklenerek 15 dakika ağır ateşte pişirilir. Kalan yağ bir tavada kızdırılarak üzerine dökülür. Tencerenin kapağı sıkıca kapatılır bir süre sonra kekik, dereotu ve ceviz üzerine serpilir ve servis yapılır.

Mantar sote

Malzemeler:

1 kg. mantar (Kanlıca)

2 adet olgun domates

Birkaç tane sivri biber

2 baş soğan

birkaç diş sarımsak

1/2 bardak su

tuz, karabiber

Hazırlanışı: Mantarlar temizlendikten ve bol su ile yıkandıktan sonra küçük küçük doğranır. Sote yapılacak tavaya bir miktar sıvı yağ konur. Önce doğranmış soğanlar ve küçük doğranmış biberler pembeleştirilir. Küp şeklinde doğranmış ve kabuğu soyulmuş domatesler ilave edilir, önceden hazırlanmış olan mantarlar da ilave edilerek yarım bardak su, tuz, karabiber ve sarımsak katılarak pişirilir.

  Forum: Bolu · Mesaj Önizlemesi: #40255 · cevaplar: 0 · Okunma: 25

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: Jun 27 2010, 21:47


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


TARİHÇE

Yazılı belgeler, arkeolojik eserler ve tarihî kaynaklara göre, Bolu'nun tarihi, Bithynialılar ile başlamaktadır. Sırasıyla Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar Bolu ve çevresine hakim olmuşlardır.

Bolu yöresine Osmanlı akını ilk kez Osman Gazi tarafından başlatılmış, Bolu yöresinin tümüyle fethedilmesi ise Orhan Gazi döneminin ilk yıllarına (1324 -1326) rastlamıştır. Mustafa Kemal Paşa önderliğinde yapılan Millî Mücadele sonunda Bolu, 10 Ekim 1923'de yeni düzenlemeler çerçevesinde vilayet haline getirilerek yeni bir yönetime kavuştu.
  Forum: Bolu · Mesaj Önizlemesi: #40254 · cevaplar: 0 · Okunma: 21

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: Jun 27 2010, 21:47


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


COĞRAFYA

Topraklarının yarıdan fazlası ormanlarla kaplı olan Bolu'nun yüzey şekillerinde dağlar, platolar ve ovalar önemli yer tutar. Önemli dağları güneyde Bolu Dağları , Abant Dağları , kuzeyde Sünnice Dağları , Çele Doruğu , Gerede'nin kuzeyinde Arkot ve Göl Dağları'dır. En güneyde ilk iki sıradan daha yüksek olan ve genel olarak Köroğlu Dağları adı verilen volkanik dağlar uzanır.

Yöre, yağış zenginliği ve eğimlerin çokluğu nedeniyle irili ufaklı doğa ve baraj gölleri açısından zengindir. İldeki göllerden bazıları, Abant, Yedigöller, Gölcük, Yeniçağa, Çubuk, Sünnet, Karagöl, Karamurat, Sülük, Gölköy, Aladağ ve Saraycık'tır.

Bolu genellikle Karadeniz iklim tipinin içinde yer almaktadır. Bunun yanında güney bölümlerinde İç Anadolu iklim tipi de görülmektedir.

  Forum: Bolu · Mesaj Önizlemesi: #40253 · cevaplar: 0 · Okunma: 22

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: Jun 27 2010, 21:45


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


NASIL GİDİLİR?

Ankara-İstanbul arası TEM otoyolu ve D-100 karayolu Bolu'dan geçmektedir. Bu nedenle karayolu ile ülkenin her yanına ulaşım kolaydır. Şehrin çevresinde bulunan tarihi ve turistik yerlere otobüs ve dolmuşlarla gidilebilir.

Bolu Otogarının kent merkezine uzaklığı 1 km'dir.

Otogar Tel: (+90-374) 215 37 13

  Forum: Bolu · Mesaj Önizlemesi: #40252 · cevaplar: 0 · Okunma: 23

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: Jun 27 2010, 21:44


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


İLÇELER

Bolu ilinin ilçeleri; Dörtdivan, Gerede, Göynük, Kıbrısçık, Mengen, Mudurnu, Seben ve Yeniçağa' dır.

Dörtdivan: İlçede Yağbaşlar Köyün'de Bizans kale kalıntıları vardır. Yukarısayık ve Sorkun köyleri arasında bir tepede Himmet Dede Türbesi, Kılıçlar köyünde Kırklar Türbesi, Çalköy'de Şehriban Nine Türbesi, Merkez Camii yanında Secamehmet Dede Türbesi bulunmaktadır.Ayrıca Yağbaşlar Köyü Mürseller mahallesinde Ayvadibi Şifalı Suyu bulunur.Her yıl Temmuz ayı içinde Dörtdivan yaylalarında Köroğlu Şenlikleri yapılmaktadır.Çalköy, Çetikören, Karaçayır, Kapaklı ve Kirazlı en önemli yaylalarıdır.

Gerede: Asar Kale, Keçi Kalesi Kalıntıları, Kiliseli Han diye bilinen tarihi tüccar hanı, Yukarı Tekke Camii, Aşağı Tekke Camii Türbesi, Yıldırım Beyazıt Camii, Esentepe'deki Ramazan Dede Türbeleri, gezilip görülebilecek tarihi eserler ve yerlerdir. Esentepe bölgesinde kışın kış sporları ve kayak yapmak mümkündür. Ayrıca yaz aylarında çim kayağı yapma imkanı vardır. Her yıl Temmuz ayı içinde Esentepe'de geleneksel "Esentepe Yağlı Güreşleri" yapılır.Şehrin kuzeyinde Esentepe, Arkut Dağlarında yaylalar başlıca mesirelik alanlardır. Özellikle Gerede Yaylaları yayla turizmine çok uygundur. Gerede'nin güneyinde ise 1200 - 1500 m. yüksekliklerde bulunan yaylalardan en önemlileri Haşat, ve Zorpan yaylalarıdır.

Göynük: 20. yüzyıl başlarına ait eski Türk evleri bakımından zengindir. Göynük İlçesi, sahip olduğu 110 adet tarihi konut, 17 cami, türbe, çeşme ve hamam olmak üzere toplam 127 adet sivil mimarî eser sebebiyle "Kentsel Sit Alanı" ilân edilmiştir. Göynük'te ayrıca 1922 yılında yapılan 3 katlı Zafer Kulesi bulunmaktadır. Çubuk Yaylası, Arıkçayırı Yaylası, Bulanık Yaylası, Değirmenözü Yaylası, Hacımahmut Yaylası en önemli yaylalarıdır. Sünnet Gölü, Çubuk Gölü ve Çatak Köyü Kaplıcası görülmesi gereken turistik yerlerdir.

Kıbrıscık: Yaylaları ile ünlüdür. Köroğlu Dağlarının güney yamaçlarındaki düzlük alanlarda yer alan yaylalardan Belen, Karaköy, Kökez, Bölücekkaya, Kardoğan ve 1825 m. yükseklikte bulunan Devevira en önemlileridir.

Kıbrısçık- Beypazarı yolu üzerinde bulunan Karagöl, bir hektar genişliğinde oldukça derin bir göldür. Çevresi tamamen ormanlık olan gölde kamp yapmak için çok güzel yerler vardır. Gölde çok sayıda yaban ördeği olmasından dolayı avcıların uğrak yeridir. Göl kenarında bulunan bungalov tipi evlerde konaklama imkânı vardır.

Mengen: Mengen ormanlık bir bölgedir ve yüksek yaylaları bulunmaktadır. Başlıcaları; Soğucak, Akçakoca, Bürnük, Sırıklı, Çukur Yayla, Göl Yaylası, Aktepe, Ağalar, Küçükkuz, Civcivler, Mamatlar, Elemen ve Afşar Yaylalarıdır. Ödek, Kemal Savaş, Şirinyazı ve Hızarderesi Göletleri önemli mesire yerleridir. Mengen'in en büyük özelliği; çok ünlü aşçılar yetiştirmesidir. Her yıl Eylül ayının ilk haftasında geleneksel "Mengen Aşçılar ve Turizm Festivali" düzenlenmektedir.

Mudurnu: İl merkezine 52 km uzaklıktaki Mudurnu İlçesi eski Türk evleri bakımından önemli bir özelliğe sahiptir. İlçede bulunan 165 adet ev ve 8 Cami, çeşme ve hamam olmak üzere toplam 173 adet mimari değeri yüksek yapı nedeniyle "Kentsel Sit Alanı" ilan edilmiştir. Türk sivil mimarisinin en güzel örneklerinden biri ise "Armutçular Konağı" dır. İlçe sınırlarındaki Sülük Gölü, Karamurat Gölü, Ümran Tepesi ve yaylalar halkın dinlenme yerleridir.

Mudurnu'ya 5 km. mesafede bulunan Babas Kaplıcası'nın metabolizma hastalıkları ve hafif diabetliler üzerinde olumlu etkileri vardır. Konaklama tesisi bulunmaktadır. Mudurnu'nun 30 km. kuzeybatısında yeralan Sarot Kaplıcası Taşkesti - Ilıca Köyü hudutları içerisindedir. Bolu ili dahilinde bulunan bütün maden sularından ayrı bir özellik taşıyan kaynak, sıcak ve sülfatlıdır.

Seben: İl merkezine 52 km uzaklıktaki Seben İlçesi Kiraz Dağı çevresinde toplanmış, ortalama 1400 m. yükseklikteki yaylalarla çevrilidir. Bu yaylaların en önemlileri Gerenözü ve Kızık yaylalarıdır. Kızık Yaylasının evleri, değişik mimarisiyle dikkati çeker. Bu evler hiç çivi kullanmadan, çam ağaçlarından çatkılı, kenetleme ve birbirine geçme şeklinde yapılmıştır. Yerden yüksekçe yapılmış merdivenler, geniş ocakları ve kendine özgü eşyaları ile bu evler değişik özellikler taşırlar.

Seben İlçesinin 14 km. güneyinde, Kesenözü Köyünde bulunan Bağlum Kaplıcaları mide, safra kesesi, solunum ve dolaşım bozukluklarında olumlu etkileri olduğu bilinmektedir.

Yeniçağa: İl merkezine 37 km uzaklıktaki Yeniçağa İlçesi Ankara-İstanbul karayolu üzerindedir. İlçenin hemen kıyısında uzanan Yeniçağa Gölü kıyı boyunca uzanan ağaçları ile güzel bir mesire yeridir. Gölde tatlı su balıklarından karabalık avlanabilir.
  Forum: Bolu · Mesaj Önizlemesi: #40251 · cevaplar: 0 · Okunma: 12

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: Jun 27 2010, 21:43


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


BOLU

GENEL BİLGİLER

Yüzölçümü: 11.051 km²

Nüfus: 380.543 (1990)

İl Trafik No: 14

Yeşil ve mavinin kucaklaştığı, birlikte uyuyup uyandığı, rüzgârın başı dumanlı dağlarda efsanelerin en dramatiklerinden birini hâlâ fısıldadığı, binlerce yıldır bir çok uygarlığın filizlenip boy attığı ve meyvelerini bıraktığı şehirdir Bolu.

Bolu'nun, tabiat, insan ve tarihin el ele verip yoğurduğu güzelliklerini görmek, dağların söylediği Köroğlu türkülerini işitmek isteyenlerin şehre ulaşması hiç de zor değil. Bolu, Ankara ve İstanbul'un neredeyse tam ortasında bu iki merkezi birbirine bağlayan ana yolun üstündedir.
  Forum: Bolu · Mesaj Önizlemesi: #40250 · cevaplar: 0 · Okunma: 21

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: Jun 1 2010, 14:56


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


Amin....
ALLAH onlardan razı olsun
Başımız sağolsun ...
Cenazeleri sağları ve yaralıları derhal istiyoruz ! Yardım malzemelerinin de yerine ulaşmasını acilen istiyoruz !
Bir gün siz de kendi kanınızda boğulacaksınız katil siyonistler
  Forum: Serbest Bölge · Mesaj Önizlemesi: #39451 · cevaplar: 2 · Okunma: 44

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: May 31 2010, 09:43


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


Helal olsun onlara Müslümana yakışanı yaptılar israil kendi sefilliğine acizliğine yansın
Hep bunu yapar zaten savunmasızlara saldırır ancak
  Forum: En Güncel Haberler · Mesaj Önizlemesi: #39363 · cevaplar: 1 · Okunma: 5

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: May 31 2010, 09:27


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


Bit kadar yerden bütün dünyaya meydan okusun bakalım .
Bu saldırıya en ağır şekilde karşılık verilmeli
Tepkiler dile getirilmeli israilin bu saygısızlığına bu teröristliğine karşılık verilmeli
Hatta israil dünyadan tecrit edilmeli
Haddini fazlasıyla aştı artık bu ne deli cesaretidir böyle
Katil İsrail !
  Forum: En Güncel Haberler · Mesaj Önizlemesi: #39362 · cevaplar: 1 · Okunma: 19

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: May 31 2010, 09:18


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


Katil terörist israil bir kere daha gösterdi kanlı yüzünü bakalım hala görmemekte direnecek mi dünya
  Forum: En Güncel Haberler · Mesaj Önizlemesi: #39356 · cevaplar: 1 · Okunma: 7

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: May 30 2010, 22:11


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


SÜLEYMAN (A.S.) VE SİVRİSİNEK

Yurdu olan çayırlıklardan ayrılan sivrisinek, hakkını aramak için Süleyman a.s. ‘ın huzuruna çıkıp dedi ki:
-Ey kuşların da, balıkların da sığındığı … adaleti insanların, şeytanların, perilerin arasında yayılmış olan Süleyman : Çok perişanız, bizim de hakkımızı al, insaf et bizlere de. Ne gül bahçesinde nasibimiz kaldı, ne bağda. Her zayıfın işini halleden ; sivrisinek zaten zayıflığın simgesidir. Biz zayıflığımızla, kanadımızın kırıklığıyla tanınmışız…sen ise, lütufla, yoksullara yardımlarınla. Ey eli, Hakk’ın eli olan ; elimizi tut da, bizleri bu gamdan kurtar.
Süleyman a.s. sordu:
-Ey hak isteyen, kimden şikayet ediyorsun, söyle?.. Kimdir o zalim ki, ululuk satarak sana zulmetti, yüzünü, gözünü tırmaladı?.. Nur geldi mi, zulmet kaybolur. Bizim zamanımızda zalim nerededir?.. Halbuki biz zulmün öldüğünü bilirdik. Zira zulmün aslı şeytandan gelir. Bak, onlar dahi bizim için çalışmaktalar, hizmetimizden çekinenler de zincire vurulmuş, bukağılarla bağlanmıştır. ALLAH bize padişahlığı; halk göklere el açıp , ağlamasınlar diye verdi.
Sivrisinek dedi ki:
-Benim feryadım rüzgârdandır. O bize zulmetti. Onun yüzünden daraldık, ağızlarımız kapandı, kanlar yutmaktayız.
Süleyman a.s. dedi ki:
-Ey güzel sesli , ALLAH’ın emrini candan dinlemek gerekir. ALLAH bana dedi ki: “Ey adalet sahibi, hasmı da hazır olmadıkça kimsenin şikayetini dinleme!..” Hâkim, iki taraf ta hazır olmadıkça hak kimindir bilemez ki!.. Onun için bu emirden asla yüz çeviremem. Haydi git, hasmını da al, öylece gel.
Sivrisinek dedi ki:
-Sözün doğrudur. Delilin de tam yerinde. Düşmanım rüzgârdır. O da senin emrinde!..
Süleyman a.s. emir verdi :
-Ey seher yeli, sivrisinek zulmünden feryad ediyor… gel bakalım. Geç hasmının karşısına da anlat bakalım. Cevap ver ona, müdafaa et kendini.
Rüzgâr bu emri duyunca çarçabuk esti geldi. Fakat sivrisinek kaçtı …
Süleyman a.s. dedi ki:
-A sivrisinek nereye?… Dur da ikinizi birlikte dinleyip hüküm vereyim!.
Sivrisinek dedi ki:
-Padişahım , o gelince ben nasıl durabilirim?… Kökümü kazan zaten odur. Ölümüm onun yüzünden, günüm onun varlığından kararırken, birlikte nasıl durabilirim?
Tıpkı bunun gibi, Hakk tapısını arayan da; Hakk geldi mi yok olur!.. O vuslat, ebedîlik içinde ebedîliktir ama, o ebedîlik önce yokluk biçiminde tecelli eder. Nasıl ki; nur arayan gölgeler, nur zuhur etti mi yok olur ya?!.. Âşık başını verince akıl kalır mı gayri?.. HER ŞEY HELÂK OLUR, YALNIZ ONUN HÂKİKATİ BÂKİ KALIR!…Onun hakikatine karşı var da yok olur, yok da. Yoklukta varlık… bu pek acayip bir şey!… Bu makamda akıllar elden çıkar, kalem burada kırılır,bir şey yazamaz olur!..(mesneviden).
  Forum: Peygamberler Tarihi · Mesaj Önizlemesi: #39345 · cevaplar: 0 · Okunma: 52

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: May 30 2010, 22:09


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


Toplandık Arafat meydanında mahkemeyi Kübra denilen yerde.
Getirin buraya annem babam nerde??
Şikayet edeceğim bu gün onları Rabbime!!!
Yetiştirmediler beni İslam terbiyesine göre.
Yarabbi görmedim annemi secde başında.
Zannettim namaz sadece ramazanda.
Başına bir örtü aldı 40’ından sonra.
Ömrünce kötü örnek oldu İslamı öğretmedi.

Yarabbi babam bayramdan bayrama namaz kıldı.
KUR'AN-ı Kerim asılı kaldı.
Oysa o hayat nizamıydı sayelerinde tozlandı.
Öğretmediler bana KUR'AN-ı Kerim benden ayrı kaldı.
Yarabbi küçüksün oruca dayanamazsın dediler.
Sözüm onlara bana merhamet ettiler.
Ağaç yaşken eğilirdi bilemediler.
Küçük yüreğime islamı yerleştirmeye gayret etmediler.
Yarabbi sınavdansınava soktular dünya mevkileri için.
Demediler hayatın sınavı ALLAH (C.C.) (C.C.) için.
Dünyamı yaptılar da ahiretimi yaktılar için için.
Azapların büyüğü olsun dinimi gizleyenler için.



Yarabbi beni sahte liderlerin ardından yürüttüler.
Gerçek liderimin adından bile bahsetmediler.
Bu gün peygamberimin şefaatinden mahrum ettiler.


Yarabbi babam haram helal demeden getirdi bizler yedik.
Piyangodan gelen haramlarla sevindik.
Sonunda huzurunda hep beraber iflas ettik.
Sırtımızdaki günahların altında ezildik.
Sürünerek buraya geldik.
Burası Arasat Meydanı anne.
Burasını hiç düşünmediniz.
Neden mahkemeyi Kübra ya hazırlıksız geldiniz.
Ben size bir emanettim ihanet ettiniz.
Rabbimin cezasını benden önce hak ettiniz!!!
  Forum: Serbest Bölge · Mesaj Önizlemesi: #39344 · cevaplar: 0 · Okunma: 25

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: May 30 2010, 22:04


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


"YERYüZüNDE
BAşöRTüSü
ZULMü'nün
SONA
ERMESi
DiLEği
iLE...

Ve Sizler...
O gün ayetler, sizin omuzlarınızdan söz ediyordu..
Başörtüsünü bir sancak gibi yapan Eliftiniz.
ince Ceylan derisinde, sülûs yazılarla, süslü 'Nur' ayetlerinin şavkıydı dalgalanan..
üç küçük ağaç dallarını size dönüp çiçeğe döndü O gün.
Rüzgar bazen pervaz ediyor, ince beyaz çiçeklerin arasından süzülüp, sizin başörtünüzde duruluyordu...

Ve derken..
Gökte, güneş gelip başınızın üstünde durdu..
Hüznün şerefelerinde mavi ezan çiçekleri açıldı...
Siz.. bir zulmün üzerine yürür gibi yürüdünüz..
Siz.. ayetlerde omuzlarından söz edilenlersiniz
Siz.. yeryüzünün bütün meydanlarında başörtüsünü birer sancak gibi taşıyanlarsınız..
Siz.. iffet ve namus timsalleri...
yeryüzünün zümrüt parıltılarısınız...
Siz.. yeryüzüne sığmayan, iman çağlayanlarısınız..
Ve Sizler BACILARIM..


Başörtüsü için çile çeken, gözyaşı döken bacılarım...
ALLAH yolunda her türlü tehdide, işkenceye, zulme göğüs geren, dövülen, horlanan..
Sözlerinde, özlerinde gönüllerinde imanın nurunu dalgalandıran..
ALLAH için, seherlerde kanlı gözyaşları arş-ı alaya dayanmış sizler...!

BACILARIM... SiZLERE SELAM OLSUN!

Ve sizler, öyle kimselersiniz ki;
ALLAH ve Rasulünü dünyadan ve dünyadakilerden üstün tutanlarsınız...
- Sizler ALLAH'tan ümit kesmeyenlersiniz..
- Sizler Dertlerini sessiz-beyaz dilekçelerle ALLAH'a sunanlarsınız..
- Sizler istediklerini yalnız ve yalnız ALLAH'tan isteyenlersiniz..

Ve sizler..

-ALLAH'ın mahşerdeki hesabını unutup, size alaylı gözlerle her türlü acımasızlığı yapanların yüzüne;
şanlı direnişinizi tokat gibi çarpan sümeyyelersiniz..

SiZLERE SELAM OLSUN..

Bakın! duyuyormusunuz..
işte ecdadın sitemkar sesleri
şanlı ecdadın mezarlarında kemikleri sızlıyor..
Vatan için, millet için, bayrak için, Kur'an için, başörtüsü için, namus için can vermiş.. şehit olmuş şanlı ecdad..
Bizler, ümmetin erkekleri boynumuz eğik.. Ama onlar.. onlar medar-ı iftiharlarınız..
Mezarlarında rahat uyumayan yüzbinlerce şehid'in al kanları..

BACIM

inan ki, senin başörtünde gül bahçesine dönüşmüş..
Onların kanları boşa akmamış..
Onlar gül bahçelerini sulayan; Eyyub El-Ensariler, Ulubatlı Hasanlar, Sütçü imamlar, Akifler..
Ey Sütçü imam.. iki bacımızın yaşmağını aldılar diye maraşı kana buladın..
HEYHAT..!
Gel görki, şimdi senin şuuruna ne kadarda da muhtacız..
Hakkını helal et!
Senin emanetine sahip çıkamadık..
Senin huzurunda duracak yüzümüz yok..
Bacılarımızın, kızlarımızın derdine derman olamadık..
Onlar okumak istiyorlar..
Ama gel görki senin torunlarını başörtülü diye sokmuyorlar okullarına..
O gün fransız, ingiliz yunan dölleri; Bayrağa, başörtüsüne, namusa el uzatıyordu..
Bugün adı müslüman olan, Mehmetler, Ayşeler maalesef birer başörtüsü celladı kesilmişler..
Başörtüsünü düşman bellemişler..

BACIMIN iFFETi BATMAKTA REZiLiN GöZüNE..
ACIRIM TüKRüğE BiLLAHi! TüKüRSEM YüZüNE

diyor merhum Akif
Reziller görevlerini yapıyorlar..
Peki ya bizler? Adı müslüman olan bizler..
Lafı gelince mangalda kül bırakmayan bizler, üzerimize sanki ölü toprağı serpilmiş..
Evlerimizdeki rahat koltuklarımızdan onların gözyaşlarını izliyoruz.
utanmadan.. utanmadan..

Ve SEN okula alınmayan, gözyaşları arş-ı alayı titreten BACIM.. BAKAMIYORUM YüZüNE.. UTANIYORUM..
Sana karşı vazifemi yapamadım.. Beni affet..
Biliyorum.. O her şeyin hesabının hakkıyla sorulduğu yerde, yakama yapışacaksın..
sana diyecek sözüm yok.. Tükür.. Tükür yüzüme.. bacım..
Tükür.. Tükür..
Benim şahsımda adı erkek diye geçinenlerin hepsinin yüzüne tükür..!

AH BACIM..
Senin gözyaşlarını görecek gözlerimizin önünde, şimdi neler var neler..
Paralar.. altınlar.. evler.. dünyalıklar..
Senin yaşadıklarını hissedecek yüreğimizde öyle bir pas varki, kapkara..
Kalplerimiz ise taş kesilmiş.. kaskatı olmuş..
Ah BACIM ah..
Sen yinede üzülme..
Hergün beraber olduğun insanlar, hemde adı müslüman olan bunca insan,
annen, baban, kardeşlerin, bizler, kısacası hepimiz..
Bu kayıtsız hali, lakayıt hali, seni düşündürmesin.. ağlatmasın..
Bizler vazifemizi yapamasakta sen yine de üzülme..!
ümitvar ol..
BACIM..

Unutma! tez geçer zulmün ezası. Sabretmeyi bileceksin tamam mı?
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
çevirmez ahını ALLAH öksüzün Pek basittir, devrilmesi köksüzün Her kim olsa haksızlığı haksızın Suratına çalacaksın tamam mı?
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Yolunuz her zaman ALLAH yoludur! Bu öyle bir çileki, kökü şehid kanıdır! Hak haklının en mukaddes malıdır. Vermezlerse alacaksın tamam mı?
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Yalana hayır, bu gerçeğe evet Mücadeleden yılma, kalsanda tek fert Birde ötesi var, buranın elbet, Nasıl olsa güleceksin... güleceksin... Güleceksin tamam mı?
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
ALLAHIM, Bizlere yüzümüz ağırtan böyle nesiller verdiğin için sana şükürler olsun..

ALLAHIM, Ayakları senin davanda sabit olan bu güzide evlatları, bütün ümmeti muhammede ibret eyle, rehber eyle..

ALLAHIM, Bütün bu yapılanlar, ümmetin dağınıklığından.. En kısa zamanda bütün müslümanlara, birbirini sevmeyi, birbirleriyle kardeş olmayı ve birleşme şuurunu nasip eyle..

ALLAHIM sen Mevlamızsın.. Bizleri bağışla.. bizleri şuurlandır.. gözlerimizi aç.. kalplerimizi yumuşat.. ayaklarımızı kaydırma.. davamızda zafer nasip eyle..

~ A M İ N ~
  Forum: Serbest Bölge · Mesaj Önizlemesi: #39343 · cevaplar: 0 · Okunma: 16

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: May 30 2010, 21:54


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


"Gevşeklik göstermeyin tasalanmayın;
Eğer iman ediyorsanız üstünsünüz."


Hâlihazırdaki tablo oldukça ürpertici; ancak iman ümit ve ALLAH'a teveccüh sayesinde aşıl-mayacak gibi de değil. Eğer insan güneşe doğru yürür veya uçarsa gölgesini arkasına almış olur; sırtını güneşe dönerse bu defa da gölgesinin arkasında kalmış olur. Bu itibarla gözlerimiz hep sonsuz ışık kaynağında olmalıdır. Evet her şey Âkifçe ifadesiyle: ALLAH'a dayanıp sa'ye sarılıp hikmete râm olmaktan geçmektedir. Ülkede iç içe kriz yaşandığı bir gerçek; ancak sebepleri bili-nip iman ümit ve azimle karşı çıkıldığında bu kabîl krizler hemen her zaman aşılmış; aksine problemler vehim ve hayallerle köpürtülüp ya da onlar üzerinde politika yapıldığında şişmiş bü-yümüş olduğunun üstünde bir görünüme ulaşmış ve psikolojik tahribatıyla içinden çıkılmaz hâle gelmiştir.

Günümüzde tarihî tekerrürler devr-i dâimlerinden biriyle daha karşı karşıya bulunuyoruz; her tarafta üst üste felâketler her yerde toplumu sarsan musibetler; depremler seller yangınlar trafik faciaları ve bilmem daha ne belâlar.! sonra değişik türden zulümler istibdatlar komplolar cinayetler vicdanlara baskılar.. ve onca mazlumiyetlere mağduriyetlere rağmen “belâ-yı dertten” ah etmeyen iradesizler sessizler.. buna karşılık insanlara zulüm ve gadirde bulunan zulmederken de ağlayıp-sızlayıp mazlumu haksız göstermeye çalışan şarlatan zalimler.. değişik sâiklerden ötürü her zaman öfkeyle oturup-kalkan muvazenesiz yığınlar; onları her an biraz daha şiddete hiddete iten farklı çevreler: mütegallipler vurdumduymazlar idare bilmezler ve tahrikçiler.. aldatmayı akıllılık hırsızlığı mârifet sayan hortumcular; hortumculardan pay alan fırsatçılar.. teşriî masûni-yete sığınan haramhor ahlâkzedeler.. tekvînî masûniyet (!) gücünü “Hak kuvvettedir.” deyip so-nuna kadar kullanan Yezid ve Şimirzâdeler.. rüşvetçiler irtikâpçılar ihtilâsçılar silah kaçakçıları uyuşturucu şebekeleri ve uyuşturucular.. ve daha adı konmamış ne mel’un organizasyonlar..!

Evet bugün hemen her bucakta ürperten bir hazan.. ve her yerde insanî değerler ayaklar al-tında; ne insana saygı var ne de evrensel değerlere. Üç-beş tane saygılı gibi davranan bulunsa da onlar da gösterdikleri saygıya ücret peşinde. Kitleler her kesimiyle hemen her yerde yığın telâkki edilmekte; yığınların hâli ise en acı şekliyle gelip yüreklere oturmakta. İş-aş-ekmek vaadi seçim zamanlarında sıkça duyulan sözlerden. Bugüne kadar onunla da yüz yüze görüşüp tanışma imkânı olmadığından şimdilerde o türlü vaatlere de kimse itibar etmiyor. Her yerde ilim ALLAH'a emanet!. mârifet Kafdağı'nın arkasında.. sanat ideolojilere kavaslık yapıyor.. pek çoğu itibarıyla ilim yuvaları taklide teslim.. hakikat aşkı ilim tutkusu araştırma şevki iltifat görmeyen gayretler.. iltifat görmeyen bir kısım gayretler de ihtimal birer hobiden ibaret.. bugünümüzü-yarınımızı emanet edeceğimiz hayatî müesseselerde hayattan eser yok.. propagandalara bakınca dünyalara yetecek kadar bir güce sahip gibiyiz; oysaki realiteler bir kasabaya bile yetmediğimizi haykırıyor. Ahlâkî değerler sorumluluk duygusu hak düşüncesi adalet mülâhazası açısından dünya stan-dartlarının çok çok altında olduğumuz apaçık: Çoğumuz itibarıyla ne ar ne hayâ ne hakka saygı ne de düşünceye hürmetimiz var.. ALLAH korkusu fazilet hissi çoktan unutulmuş.. kuldan utanma ise şimdilerde o can sıkan duygudan da (!) kurtulma peşindeyiz.. bir yığın kalbsizler ruhsuzlar hâline geldiğimiz yüzlerimizden okunuyor; çoğumuzda ne merhamet ve şefkat hissi ne de hürmet duygusu kaldı. Dini diyaneti eski püskü partal bir müessese kabul edenlerin sayısı hiç de az değil.. her yerde dinî duygular harap dindarlık makhur; her tarafta lâubâlîlik ve ahlâkî çöküntü; her yanda iç içe hıyanet ve her bucakta âh u efgân.. insanî duygular açısından erozyona uğramış ruhlarda hissizlik hareketsizlik.. veya “Âlemi ben mi kurtaracağım?” mazeretleri.. müteessir gö-nüller heyecanlarının esiri ve muvazenesiz.. “Gün bugündür dem bu demdir.” diyenlerin sayısı belli değil.. hayatını köşe dönmeye veya köşe kapmaya bağlamışların adedini ALLAH bilir. Bütün bunlara karşılık azıcık duyan ve düşünen kafalar ise kaba kuvvetin balyozları altında inim inim.. millete hizmet edenlerin kaderi ezilmek.. ve samimiyetle çarpan sinelere karşı her köşe başında ayrı bir şeytanî tuzak.. şimdilik sessiz duranlara bir şey diyen yok.. yarın öbür gün ne olacak onu da bekleyip göreceğiz...

Hemen her fırsatta iman İslâm ve insanî değerlerin karşısına çıkan marjinal fakat çığırtkan bir kesim var ki dine imana düşman oldukları kadar hür düşünceye gerçek demokrasiye insan haklarına karşı da fevkalâde saygısızlar. Bunlar kendilerine ters gelen her düşünce her görüşe karşı hemen savaş ilân etmekte; farklı görüş taşıyan hemen herkesi karalamakta; haysiyetleriyle şerefleriyle oynamakta hatta baş edemedikleri düşünceleri kontrgerillâlarla ortadan kaldırarak muhalif her sesi kesmekteler. Hele bunların içinde öyle tipler var ki ne fikir namusu tanırlar ne de ruh iffeti. Bugün doğru dediklerine yarın rahatlıkla yalan diyebilir; bugün alkışlayıp göklere çıkar-dıklarını yarın yerin dibine batırabilirler. İkiyüzlü bu fıtrat garibelerinin hiç değişmeyen bir yanları varsa o da her zaman yüzüp gezmeleri ve her zaman yılan gibi zehirlemekten lezzet almalarıdır. Hele bazılarında bir küfür yobazlığı var ki hiç sorma!. ne ALLAH bilir ne de Peygamber tanırlar.. bunlar basiretleri açısından kördürler görmezler kulakları sağırdır işitmezler.. ne ruhla münase-betleri vardır ne de beyinle ciddî bir alâkaları ne ALLAH'a karşı saygı taşırlar ne de Peygamber hürmeti bilirler.. çoğu öyle mük’ap cahildir ki; bilmezler bilmediklerini de bilmezler ama kendile-rini bilir sanırlar.

Hâsılı bugün olmamasını arzu ettiğimiz ne kadar menfilik varsa her yerde diz boyu hatta ondan da öte; yıllardan beri milletçe beklediğimiz şeylere gelince onlardan da hiç mi hiç haber yok. Manzara bu olunca ümitten azimden söz etmek de oldukça zor; ama biz milletçe bu zoru aşma mecburiyetindeyiz. Bugün başımıza gelenler gelecekte de katlanarak karşımıza çıkabilir.. ülke bir baştan bir başa mezaristan hâlini alabilir.. milletin azmi ümidi tıpkı bir kefen gibi onun başına geçirilebilir.. ırmaklar Revân Nehri’ne çöller Kerbelâ’ya düşmanlar Şimir’e aylar Muharrem’e dönüşebilir.. kundaklamayı kundaklamalar takip edebilir.. dev yangınlar olabilir yangınlar evlerimizin-barklarımızın yanında beklentilerimizi plânlarımızı da kül edebilir.. dost-düşman herkes bizi yalnız bırakabilir; yalnız bırakmaktan da öte hiç ummadığımız kimselerce arkadan hançerlenebiliriz. Evet işte düşmanların böyle esirip köpürdüğü dostların vefasızlık gös-terip bizi bütün bütün terk ettiği durumlarda dahi kat’iyen teslim olmamalı eğilmemeli; iman ve ümitlerimize dayanarak dimdik ayakta durmalı ve bir küheylan gibi hız kesmeden çatlayıncaya kadar koşmasını bilmeliyiz.


Hatta hâlihazırdaki fecâyi ve fezâyi şimdikinin kat katına ulaşsa.. etrafımız âh u efgân ile inle-se.. çevremizdeki çığlıklar gidip tâ âsumana dayansa.. yaşanan ızdıraplar magmalar gibi köpürüp yüreklere vursa ve bütün bir millet çaresizlikle kıvranıp dursa.. düşünen başlar üzerinde kılıçlar kavisler çizse beyinler balyozlarla ezilse.. dört bir yanda sadece zalimlerin “hayhuy”u duyulsa.. en canlı en temiz vicdanları simsiyah bir yeis sarsa.. hanlar devrilip hânümanlar yerle bir olsa.. ay batsa güneş sönse nazarlarla beraber gönüller de karanlığa gömülse.. kuvvet gemi azıya alsa hak kaba kuvvetin paletleri altında kalıp ezilse.. her yerde dişli dişini gösterip gezse zayıf dilini tutup sessizlik murâkabesine dalsa.. bütün mukavemetsiz ruhlar bir bir yıkılsa ve kalbzedeler üst üste devrilse...

Her şeye rağmen biz duruşumuzu tavrımızı değiştirmeden konumumuzun hakkını vermeli yerimizde durmalı herkesin başvuracağı bir güç bir ümit kaynağı olmalı ve sönmeye yüz tutan bütün meş’aleleri yeniden tutuşturmaya çalışmalıyız.

ALLAH'a inancımız tam ise ümit azim kararlılık şiarımız olmalı; millete hizmet de vazifemiz. O kadar Hakk’a saygı duymalı ve o denli hayatımızı başkalarının mutluluğu içinde görmeliyiz ki yemeyip yedirdiğimizi giymeyip giydirdiğimizi ve kendimize rağmen yaşadığımızı görenler ema-nette emin bir kısım kimselerle karşılaşmanın mutluluğunu yaşasınlar. Biz o denli nezih yaşamalı-yız ki; haramlar gayri meşrular değil hayatımızı rüyalarımızın ufkunu bile kirletmemeli.. aslında böyle bir kirlenme kim bilir belki de hiç beklenmedik şekilde ne irtifa kayıplarına sebebiyet veri-yordur..! Konumunun hakkını veremeyip bulunduğu noktadan kayanların iflâh olduğu hiç gö-rülmemiştir. Kaldı ki biz değil bir kısım dünyevî mülâhazalar yaşama sevdasını ya da menfaat ve çıkar düşüncesini dahi intihar sayma konumundayız. Dahası biz Cennet’i bile kulluğumuza gaye yapmaktan kaçınmalı ve bütün gönlümüzü Hak rızasının engin vâridâtına bağlayarak şahsî istek-lerimize karşı kat’î bir tavır alma durumundayız. Hiçbir zaman almayı düşünmeden hep vermeli geriye döneceğini beklemeden de sürekli ihsanda bulunmalıyız.. ve “Cânân” deyip sefere azmet-tiğimiz bu kutlular yolunda hiç ama hiç mi hiç “can” sevdasına düşmemeliyiz.

Dünden bugüne bu kutlular yoluna baş koyanlar dört bir yanda düşmanlık duygularının kö-rüklendiği dost gönüllerin bile vefasızlık edip hasımları sevindirdiği varlığını kine nefrete bağla-mış ruhların diş gıcırdatıp hiddetle üzerlerine geldikleri durumlarda bile ne yeis ne sarsıntı ne öfke ne de düşmanca duygularla onlara karşılık vermeyi düşünmemiş; kötülükleri hep iyilikle savmış; fena muameleleri hüsnühâl yumuşak beyan ve farklı ihsanlarla rehabilite ederek âdeta bütün kırılmaları ve tahribatı tamire çevirmiş ve yıkma düşüncelerine yapma hamleleriyle muka-belede bulunmuşlardır. Bu itibarla da –maâzallah– bir gün ülkede her şey altüst olsa yığınlar gidip karanlıklara gömülse yollar harap olup köprüler yıkılsa; bu insanlar paniklemeyi inanç ve iradelerine karşı saygısızlık sayarak yeis ve durgunluk içinde ölüm görüntüleri sergilemektense başkalarının yaşama hislerini harekete geçirmek için uçma gayretlerinde bulunacak ve her hâlle-riyle yürüyebilene yolların açık olduğunu haykıracaklardır.

Ben inanıyorum ki bu azim kahramanlarına bugün olmasa da yarın mutlaka bir inayet eli uzanacak.. yollarını kesen tipi-boran dinecek.. kar-buz eriyip gidecek ve çevrelerindeki birkaç asırlık o kupkuru çöller Cennetlere dönecek ve mutlaka tâli’ onlara da gülecektir.

Yeis yol kesen bir gulyabanî acz ve çaresizlik düşüncesi ise ruhu öldüren birer hastalıktır. Şanlı geçmişimizde yol alanlar hep imanla ümitle yol almışlardır. Kendini acz ve ümitsizliğe sa-lanlar da yollarda kalmışlardır. Hissizler hareketsizler yol alamazlar.. uyuyanlar hedefe ulaşamaz-lar.. hele azmini iradesini yitirenler asla uzun zaman ayakta kalamazlar.

Şimdi eğer yarınlarımızı düşünüyor ve dipdiri geleceğe varmayı düşlüyorsak yolların yürü-nerek alınabileceğini ve zirvelere azim irade ve plânlarla ulaşılabileceğini asla hatırdan çıkarma-malıyız. Ulaşılmaz gibi görünen zirveler şimdiye kadar defaatle aşıldı; defaatle yüksek tepeler az-min iradenin ayaklarına yüz sürdü ve onlarda ulaşılmaz şahikalara ulaşma azmini coşturdu. As-lında hangi devirde olursa olsun yürüdüğü yolun yöneldiği gayenin ve dayanıp bel bağladığı kuvvetin farkında olanlar bu şuur ve kendi iç dinamikleri sayesinde tekrar tekrar o zirveleri aşmış ve o şahikalara ulaşmışlardır. Arz onların ayaklarının altında küçüldükçe küçülmüş gökler onla-rın irfanlarına sine açmış mesafeler onların gayretlerine selâm durmuş ve karşılarına çıkan engel-ler de onları hedefe taşıyan birer köprü hâline gelmiştir.. evet bu babayiğitler karşısında karanlık-lar her zaman bozgun yaşamış musibetler rahmete inkılâp etmiş sıkıntılar kurtuluş yolu olmuş tazyikler de birer terakki rampası...

İşte böyle birinin bugününü bütün bütün yıksalar o yönelir yarınlara ve yoluna o kulvarda devam eder; yarınlarını da yok etseler atını mahmuzlar ve öbür günlere koşar. Baş edemezler böyle biriyle ve edememeliler de. Zira o imanı azmi ümidi sayesinde bozgunlar yaşadığı ya da yıkıldığı durumlarda bile hep bir başka muvaffakiyet ve zaferin projeleriyle serinlemiştir. Ve yine böyle biri önünde kinlerin nefretlerin kudurup durduğu ufkunu üst üste karanlıkların sardığı anlarda bile asla ümitsizliğe düşmemiş ve paniğe kapılmamıştır. Zira o ne sadece dün ne bugün ne de yarındır. O bütün bu zamanların hepsine sözünü geçirme konumunda bir “sahibülvakt” ve bir “ibnüzzaman”dır. Bilir yaşadığı zamanın dilini bildiği gibi dinin ruhunu Kitab’ının esrarını. Görüldüğü ve hissedildiği her yerde hatırlatır Saadet Çağı’nın insanlarını. O duyguları düşünce-leri iffeti ismeti vefası sadakati ve eğilip bükülme bilmeyen sağlam karakteriyle âdeta granitten bir âbide gibidir; çevresinde her şey üst üste devrilse –alimallah– tırnak kadar bir parçası dahi kopup düşmez.

Öyle ümit ediyoruz ki; işte bu sağlam karakter sayesinde bugün olmasa da yarın mutlaka hicranla yanan sinelerin hicranı dinecek asırlardan beri iki büklüm yaşayanlar bellerini doğrulta-rak var olduklarını haykıracak zulmetlere yenik ruhlar dirilip çevrelerini saran karanlıkları kova-cak ve herkes olağanüstü bir gayret ve performansla kendi ruh ve mânâ köklerinin kılavuzluğun-da bütün engelleri aşarak özüyle bütünleşip tali’inin zirvesine ulaşacaktır.

*Not: Sızıntı dergisinin Mayıs 2001 tarihli 268. sayısından Alıntıdır
  Forum: Genel Dini Bilgiler / Konular · Mesaj Önizlemesi: #39342 · cevaplar: 0 · Okunma: 59

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: May 20 2010, 08:28


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


YE gibi yumulduk ELİF gibi başladığımız hayata



Elif gibi dosdoğru olunmalı hayatta…
Be gibi tek nokta üzerinde durabilecek kadar dengeli olunmalı…
Te gibi olmalı, veda hutbesinde emanet bırakılan iki şeyi (kuran ve sünnet) sürekli başının üzerinde taşımalı insan…
Se gibi az konuşup 3 dinlemeli toplumda…
Cim gibi çocukça bakmalı hayata, ama cim kadarda çok iş yapmalı…
Ha gibi gönlü geniş dostlar edinmeli insan,
kadar ağlamaklı olduğunda yardımcı olabilecek…
Dal gibi boynunu bükse de hayat,
Zel gibi şapkasını takmayı bilmeli zorluklara karşı…
kadar rahat olsa da insan bu dünyada,
Ze ’nin noktası gibi başında dolanan bir sineğin olduğunu mutlaka bilmeli…
Sin midir sanki bu dünyada noktasız pulsuz tek garip…
Şın gibi pulları vermeli getirip…
Sad kadar şişse de karnın,
Dat gibi hayata bir göz kırp…
gibi bir yelkenlidir hayat,
kadar yükü olan…
Ayn gibi göğe çevir yüzünü…
Ğayn ’ın noktası kadar şüphe olmasın kalbinde…
Fe eyne tezhebuun… (kaçış nereye)
Gaf gibi iki gözünü aç…
Kef kadar karizmatik ol…
Lam gibi tutunacak bir dal ol gariplere…
Mim ’lenmiş olsan da yılma yıkılma…
Nun kadar suskun…
Vav kadar edepli ol…
He gibi haykır içinden geçenleri…
Lamelif gibi ellerini O (c.c)’na aç…
Ya Rabbi rahmet ve mağfiret kapılarını bize aç…

Abdullah Cahit DİNÇ
  Forum: Serbest Bölge · Mesaj Önizlemesi: #38800 · cevaplar: 0 · Okunma: 53

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: May 19 2010, 19:00


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


YAPMADAN DÖNME

Ertuğrulgazi’ yi Anma ve Söğüt Şenlikleri ile Bilecik’ in Düşman İşgalinden Kurtuluşu, Ahilik ve Şeyh Edebalı Kültür Sanat Festivalini görmeden,

Şeyh Edebalı , Ertuğrulgazi, Dursun Fakıh Türbelerini; Metristepe Zafer Anıtı, Türk Büyükleri Platformunu ziyaret etmeden,

İnhisar’ın Narını, Pazaryeri’nin meşhur bozası ile helvasını tatmadan,

Söğüt Ertuğrulgazi Müzesi gezmeden,

Pazaryeri Kınık Köyü toprak ürünleri almadan,

…. DÖNMEYİN.
  Forum: Bilecik · Mesaj Önizlemesi: #38792 · cevaplar: 0 · Okunma: 79

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: May 19 2010, 18:59


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


LİNKLER

Bilecik Valiliği http://www.bilecik.gov.tr

Türk Telekom A.Ş. İl Telekom Müdürlüğü http://www.ttbilecik.telekom.gov.tr

Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksek Okulu http://www.bilmyo.anadolu.edu.tr

Bozüyük Sanayi ve Ticaret Odası http://www.bozuyuktso.org.tr
  Forum: Bilecik · Mesaj Önizlemesi: #38791 · cevaplar: 0 · Okunma: 51

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: May 19 2010, 18:59


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


NE ALINIR?

Pazaryeri İlçesi Kınık Köyünün Toprak Ürünleri ile Dereköy’de yapılan el sanatı ürünü ağızlıklar, alınabilecek hediyelik eşyalardır.

İnhisar İlçesi ve Tarpak Beldesi Marmara Bölgesi nar üretiminde 1. sıradadır.
  Forum: Bilecik · Mesaj Önizlemesi: #38790 · cevaplar: 0 · Okunma: 38

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: May 19 2010, 18:58


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


NE YENİR?

Yöresel yemeklerin çoğunluğunu hamur işleri oluşturur. Yöre halkının bir bölümü, ekmeğini kendisi pişirir. Pide, bükme hodalak fırında pişirilen ekmek türleridir.

Yöre halkı makarna, tarhana, kuskus, erişte gibi yiyecekleri de kendileri hazırlar. Büzme, nohutlu tavuklu mantı, keşkek, ovmaç çorbası, mercimekli mantı, kesme hamur, keklik kebabı, köpük helvası, Bilecik'e özgü yemeklerin başlıcalarıdır.

Bilecik'te Yemek Tarifleri

Büzme Tatlısı

Kullanılacak Malzemeler:

1,5 kg. un

2 adet yumurta

250 gr. tereyağı

1 çay bardağı sıvıyağ

1 su bardağı süt

1 yemek kaşığı sirke

1 tatlı kaşığı tozşeker

1 tutam tuz

1 kg. ceviziçi

1 su bardağı susam

50 gr. Hindistan cevizi

400 gdr. nişasta

6 su bardağı tozşeker (ravak için)

5 su bardağı su(ravak için)

Hazırlanışı: Hamur elde etmek için, yukarıda belirtilen miktarlardaki yumurta, süt, sıvıyağ, sirke, tozşeker ve un karıştırılır ve hamur iyice yuğurulur. Yumurta büyüklüğünde parçalara ayrılarak oklava ile yufka gibi açılır. Hamura kıvamını verebilmek için yeterli miktarda nişasta ekilir ve açılan yufkalara çekilmiş ceviziçi serpilir. Yufkalar tekrar oklavaya özenle sarılır. Sarılma işleminden sonra hamurlar oklavada iken büzdürülür ve oklava içinden çıkarılır. Büzülmüş parçalar isteğe göre kesilerek yağlı tepsiye dizilir. Üzerine 250 gr. tereyağı eretilerek dökülür. Norman sıcaklıkta kızdırılan fırına sürülerek, pembeleşinceye kadar pişirilerek kızarması sağlanır. Pişirme işlemi bittikten sonra soğuması beklenirken, üzerine dökmen için 6 su bardağı tozşeker 5 su bardağı su ile ravak şeklini alıncaya kadar kaynatılır. Ravak 15 dakika kadar bekletildikten sonra tepsinin üzerine dökülerek soğumaya bırakılır. Diğer taraftan 1 su bardağı susam ezilerek ateşte kavrulur ve tepsinin üzerine yayılır. En son olarak 50 gram hindistan cevizi ile üzerine süsleme yapılır.

Nohutlu Mantı

Kullanılacak Malzemeler:

1 kg. un

1 adet yumurta

0, 5 kg. nohut

0,5 kg. yoğurt

2 su bardağı su

150 gr. tereyağı

Tavuksuyu

Yarım çay bardağı sıvıyağ

1 yemek kaşığı salça

1 demet maydanoz

1 baş sarımsak

bir miktar karabiber, tozbiber ve tuz.

Hazırlanışı: Hamur elde etmek için, yukarıda belirtilen miktarlardaki yumurta, su, tuz ve un hamur kıvamına gelinceye dek yuğurulur. Yumruk büyüklüğünde parçalara ayrılarak oklava ile yufka gibi açılır. Açılan yufkalar 4-5 cm. kare biçiminde kesilir. Bir gün önceden ıslatılan nohutlar dövülüp karabiber ilave edilerek bir karışım elde edilir. Bu karışımdan kesilen parçaların içine misket büyüklüğünde konarak, dört köşesinden kapatılır ve içine sıvıyağ sürülmüş tepsiye fazla bastırmadan dizilir. Dizme işlemi tamamlandığında tepsimiz kızgın fırına sürülür ve altı ve üstü iyice pişirilir. Pişme işleminden sonda fırından alınarak üzerine mantıların hizasına kadar kaynatılmış tavuksuyu ilave edilerek tekrar fırına sürülür. Fırında suyunu biraz çektikten sonra çıkarılarak üzerine önceden hazırlanmış sarımsaklı yoğurt karışımı dökülerek mantıların üzerine yayılır. Daha sonra üzerine süsleme yapmak için salça, sıvıyağ ve yaım bardak su ateşte karıştırılarak sos elde edilir. Yine mantının üzerine ilave etmek için tereyağ ateşte kızdırılarak tozbiberle renklendirilir. Bu karışımlar da mantının üzerine dökülerek, maydanoz yaprakları ile süslenerek sıcak olarak servis yapılır.
  Forum: Bilecik · Mesaj Önizlemesi: #38789 · cevaplar: 0 · Okunma: 53

SibeVeyh
Mesaj Tarihi: May 19 2010, 18:57


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8


TARİHÇE

Kentin Antik Çağdaki hayatı, tarih kaynaklarında Bilecik’i de içine alan Bitinya (Bithynia) bölgesinin genel tarihi içinde gösterilir. Bitinya bölgesinin bilinen tarihi M.Ö. 1950’ lerde burada yaşayan Trakya kavimlerinden Thynler’le başlar. Bölge daha sonra Mısır, Hitit, Frig, Kimmer, Lidya, Pers, Makedonya, Bitinya Krallığı, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğunun yönetimine geçmiştir. Bilecik’in bilinen ilk adı Belekoma’ dır.

Tarihte pek çok kavmin uygarlık ve egemenliğine sahne olan Bilecik, Kayı Boyu’nun Orta Asya’dan 400 çadırla gelip Söğüt’te, Osmanlı Devletinin kuruluş merkezliğini yaptığı yerdir. İlin tarihçesinin çok eskilere dayanması ve Osmanlının kurulduğu yer olması ayrıcalığı yanında, Kurtuluş Savaşı’nda verdiği çetin mücadeleler ve kazanılan zaferlerle Cumhuriyetin kuruluşunda da önemli bir role sahip olmuştur. Üzerinde çok sayıda arkeolojik ve tarihi eser bulunan, Bilecik’teki tarihi eserlerin çoğunu Osmanlı döneminde yapılan camiler, türbeler, hanlar, hamamlar, sivil mimari örnekleri , imaret ve benzeri yapılar oluşturmaktadır.

Kayı Boyu Aşireti mensuplarının 720 yıldan beri geleneksel olarak sürdürdükleri ve her yıl (Eylül ayının 2. haftası son üç gün) yapılan muhteşem törenlerle kutlanan “Ertuğrul Gazi’ yi Anma ve Söğüt Şenlikleri”ne çok sayıda yerli ve yabancı ziyaretçi gelir. Törenlerde yörüklerin kına gecesi ve yaşantıları canlandırılır, cirit gösterileri yapılır.
  Forum: Bilecik · Mesaj Önizlemesi: #38788 · cevaplar: 0 · Okunma: 46

103 Sayfa V   1 2 3 > » 

New Posts  Yeni İletiler Var
No New Posts  Yeni İleti Yok
Hot topic  Yoğun Başlık (Yeni İleti)
No new  Yoğun Başlık (Yeni İleti Yok)
Poll  Anket (Yeni Oy Var)
No new votes  Anket (Yeni Oy Yok)
Closed  Kapalı Başlık
Moved  Taşınmış Başlık
 


Basit Görünüm Tarih : 10th September 2010 - 04:23



.: Forumumuzun Akabe Vakfı ve Kuruluşları İle Hiç Bir Bağlantısı YOKTUR.