AkabeForuM
Özel Arama

Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

Digg this topic · Save to del.icio.us · Slashdot It · Post to Technorati · Post to Furl · Submit to Reddit · Share on Facebook · Fark It · Googlize This Post · Add to ma.gnolia · Tag to Wink · Add to MyWeb · Add to Netscape
 
Reply to this topicStart new topic
> İbâdetin lüzumu ve devamı
F a T i H
mesaj Dec 17 2008, 19:11
İleti #1


II. Mehmet
*************

Grup: Yönetici
İleti: 5,650
Katılım: 21-June 08
Teşekkür Edilme: 1130 *
Katılım: 21-June 08
Nereden: İstanbul
Üye No: 3
Ruh Halim
Cinsiyet
Taraftar



İbâdetin lüzumu ve devamı:

İnsanların yaratılışında bir haslet vardır. Henüz akıl ve şuuru kemâle ermemiş çocuklar, kendilerini besleyen ve kendilerini sevip okşayan insanlara giderler, bunları severler ve bunlardan ayrılmak istemezler. Hayvanlarda da bu hal mevcuttur. İnsanın aklı kemâle erip de şuur-laştığı zaman görüp düşünecektir ki. kendisini yoktan vâr eden. yaşatıp büyüten, kemâle erdiren ve sonunda öldürecek olan yüce bir varlık vardır. Böyle bir varlık nasıl tanınıp da ona boyun eğilmez, sevilip hürmet edilmez, ibâdete lâyık olmaz? Bunu yapmamak için gözlerin kör. kulakların sağır, kalblerin ölü olması lâzım gelir. Denebilir ki. şübhe ******ürmeyen bu gerçeğe insanların çoğu kulak vermemektedir. Madem ki. ALLAH'a İbâdet insanlar İçin zaruridir, neden bu zarureti ve gerçeği kabullenmiyorlar? Buna verilecek cevab şu: Gerçeği kabul etmek başka şeydir, onu benimseyip yerine getirmek başka şeydir. Sırf inad ve muhalefet olsun diye bu zarureti inkâr edenler azdır. İlâhî mevzularda düşünceye dalmayanlar, akıl ve iradelerini kullanmadıklarından sorumlu olurlar. Nefis arzularının esiri bulunmayan, madde ihtiraslarından uzak bulunan her sağduyu sahibi insan bu zarureti kabullenir; ancak bâzı alışkanlığı ve huylan sayesinde önlerine çıkan engelleri yenemezler ve ibâdet vazifelerini yerine getiremezler. Bu hallerinden de eninde sonunda pişmanlık duyarlar.
Maddî refahın, lüks ve saltanatın zirveye eriştiği, nefsanî arzuların haya perdelerini yırttığı devirlerde, ulvi ve kudsi olan mânevi değerler üzerinde düşünme fırsatı bile bulunamaz. Bu yönde düşünce ve araştırması bulunmayan cem'iyetler İçin elbette İbâdet mefhumu da olamaz. Çoğunluk gerçeği İfade etmez, akl-ı selim gerçeği ifâde eder. Zâten Cenâb-ı Hak. Scbe' sûresinin 13. âyetinde: "Nimetime şükredip bana ibâdet eden kullarım azdır" buyurmaktadır.
İbâdetin lüzum ve zaruretine, akli delillere İhtiyaç bırakmaksızın Vâcib Teâlâ Hazretleri. Zâriyât sûresinin 56. âyet-i kerimesinde: "Ben. cinleri ve insanları, ancak bana ibâdet etsinler diye yarattım" buyurarak kesinlikle hüküm vermektedir. Artık bu gaye dışında bir şey söylenemez.
İbâdetin devamlılığına gelince: Kalbin ve diğer organlann çalışması, insanın irade ve şuuru dışında yaratıcının hâkimiyet ve tasarrufu allında cereyan edip devam ettiğine göre. ibâdetin de devamlı yapılması tabiîdir. Nimet ve ihsanlar devam ettikçe, şükür ve ibâdetler de devam eder. ALLAH sıhhat verdiği, hayatiyetin devam ettiği sürece, bu nimet karşılığında ibâdet etme mecburiyeti vardır. Bu hususta da Cenâb-ı Hak. Hıcr süresinin 99. âyet-i kerimesinde: "Sana ölüm gelinceye kadar. Rabbine ibâdet et" buyurarak ibâdetin devamlı olarak yapılmasını bize emrediyor.

Not: Kesinlikle Alıntı Değildir. Yazı Karekteri Hataları İçin Üzgünüm


User's Signature



Gücümüzden Şüphe Edersek, Şüphelerimize Güç Vermiş Oluruz
Go to the top of the page
 
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 üye:

 


Basit Görünüm Tarih : 9th February 2012 - 05:41



.: Forumumuzun Akabe Vakfı ve Kuruluşları İle Hiç Bir Bağlantısı YOKTUR.