ZİNA
Zina: Mecnûn olmayan, küçük yaşta bulunmayan bülüğ çağına ulaşmış mükelleflerin (kadın-erkek), nikâh veya herhangi bir mülkiyet ilişiği olmaksızın ön taraftan cinsi münasebette bulunmalarına denir.
Zina, delillerle=şahidlerle sabit olduğu gibi, ikrarla da sabit olur.
Delillerle sabit oluşu: Zina, bir erkeğin veya bir kadının zina etmiş olduğuna, dört erkeğin, hâkim huzurunda, bir celsede şâhidlik etmeleri ile sabit olur.
Şâhidler, zina lâfzını kullanmasalar veya bir celsede değil de ayrı ayrı zamanlarda şahitlik etseler, şahitlerin hepsi veya bir kısmı kadın olsa, şahitlik makbul olmaz. Böylece fiil sabit olmaz.
Şahitler, hâkim huzurunda şehadette bulununca, hâkim şahitlere sorar: Zina nedir? (Göz veya el zinasını ayırmak için.)
Nasıl yapılmıştır? (Zorlama, cebretme var mıdır?)
Ne zaman ve nerede zina etmiştir?
Kimle zina etmiştir?
Şahitler de meşru şekilde anlatırlar ve açık olarak fiil halinde bulunurken, gördüklerini söylerler. Hâkim, bundan sonra şahitlerin hâlinden sorar ve onları gizli ve aşikâr olmak üzere tahkikat yaptırarak adil=şahidlikleri makbul kimseler olup olmadıklarını araştırır. Âdil kimseler oldukları meydana çıkarsa, hakim şahidliklerine dayanarak hükmünü verir.
Zinanın ikrar ile sabit oluşu:
Âkil ve baliğ olan kimsenin bizzat zina ettiğini, ayrı ayrı dört celsede dört defa ikrar etmesi ile sabit olur. Suçlu her ikrar edişinde, hâkim onu red eder belki sende hastalık var, yanılıyorsun diyerek uzaklaştırır. İkrar dört defa vuku bulunca, şâhidlere sorduğu gibi, hâl ve keyfîyyetinden hâkim ona sorar. Bunları cevablandırdıktan sonra hüküm giyer. Eğer ceza tatbikinden önce veya ceza tatbik edilirken ikrandan vazgeçerse, önceki sözünden dönerse kabul edilir ve ceza tatbik edilmeyerek salıverilir.
Hâkimin ikrar sahibine: "Belki zina değil de elinle dokundun, öptün" tarzında telkinde bulunması müstehabdır.