AkabeForuM
Özel Arama

Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

Digg this topic · Save to del.icio.us · Slashdot It · Post to Technorati · Post to Furl · Submit to Reddit · Share on Facebook · Fark It · Googlize This Post · Add to ma.gnolia · Tag to Wink · Add to MyWeb · Add to Netscape
 
Reply to this topicStart new topic
> Zekat Nasıl Ödenir ?
F a T i H
mesaj Jan 5 2009, 10:37
İleti #1


II. Mehmet
*************

Grup: Yönetici
İleti: 5,650
Katılım: 21-June 08
Teşekkür Edilme: 1130 *
Katılım: 21-June 08
Nereden: İstanbul
Üye No: 3
Ruh Halim
Cinsiyet
Taraftar



• Zekâtın ödenmesi: Zekâtı ödenecek mal hangi cinsten olursa olsun, aynından verilebileceği gibi. kıymeti üzerinden para da verilebilir. Bu ödeme şekli zekât verenin isteğine kalmıştır. Bununla beraber fakir için faydalı olan cihet tercih edilmelidir. Meselâ, bir koyunu zekât olarak verecek olan bir zengin, bu koyunun kendisini fakire verebileceği gibi. onun kıymeti tutarındaki parayı da verebilir, aynı kıymette elbise ve kumaş da verilebilir, pirinç ve un gibi yiyecek maddeleri de verilebilir.
• Bir kimse, fakir bir adamda olan alacağının tamamını ona bağışlamış olursa, alacak miktanna düşen zekâtı da ödemiş olur. Yani bu alacağından aynca zekât vermesi gerekmez. Eğer alacağının tamamını değil de. bir kısmını bağışlarsa, bağışladığı kısma ait zekât düşer. Geri kalan alacağının zekâtını vermesi gerekir.
• Bir kimse, kendi elindeki malın zekâtını, fakirde olan alacağına mahsup edemez. Yani fakirde olan alacağını, elindeki malın zekâtına sayamaz. Eğer fakiri borçtan kurtarmak istiyorsa, ona alacağı kadar veya daha ziyade bir parayı zekât niyyeti ile verir, sonra alacağını bundan tahsil eder.
• Zengin bir adamda olan alacak üzerinden bir yıl geçtikten sonra bu para zengine bağışlanmış olursa, bu paranın zekâtı düşmez. O alacağa isabet eden zekâtı bir fakire ödemek icab eder.
• Bir zengin, malının zekâtına sayılmak üzere bir fakire: "Git. falan adamdaki şu kadar alacağımı al" dedikten sonra, fakir gidip bu parayı alırsa, o alınan para elde mevcut malın zekâtına mahsup edilir.
• Ticari ortaklıklarda malın yekûnu itibar edilerek her ortak mükellef tutulmaz. Her ortağın hissesine düşen miktar nisaba ulaşıyorsa her birinin zekât vermesi gerekir. Hissesi nisab miktarına ulaşmayan ortak, başka malı yoksa zekât vermez.
• Zekât vermekte olan bir zengin, yıl dolmadan önce zekâtını verebileceği gibi. gelecek birkaç senenin zekâtını da önceden verebilir. Ancak nisaba ulaşmayan bir mal için önceden zekât vermek, sadaka yerine geçer, zekât sayılmaz. Çünkü vücub nisaba ulaşma tarihinden itibaren başlar. Vücubdan önce verilen para. farzın edası olamaz.
• Vaktinden önce. gelecek yıllar için ödenen zekât paralan, sonunda yapılan hesaba göre fazla çıkarsa, gelecek sene zekâtına sayılır. Ödenen para az ise. tamamlanır.
• Bir zengin, borçlu bulunan bir fakirin emir ve müsaadesiyle bu borcunu zekâtından öderse caiz olur. Fakat bu borçlunun emri olmazsa, borç ödenirse de zekât yerine geçmez.
• Kendilerine zekât düşebilecek durumda olan akrabadan her hangi birinin nafakası zengin bir yakını üzerine düşse, nafakadan saymamak şartı ile buna elbise giydirse, yiyecek alsa zekâta sayabilir.
• Hayır işlerine zekât verilemezse de. zekât alan bir fakir, almış olduğu bu parayı, yol. cami. köprü ve çeşme gibi hayır işlerine harcayabilir. Bundan zekât veren de. harcayan fakir de sevab kazanır.
• Fakir olduğu zannedilerek bir adama zekât verildikten sonra, bu adamın zengin olduğu anlaşılırsa, ikinci defa zekât vermek gerekmez. Ancak araştırma yapmaksızın böyle zekât verilir de sonra o adamın zekât almaya ehil olmadığı anlaşılırsa, tekrar bir fakire o miktar bir şey vermek gerekir.
• Oturacak evi olmayan kimse, bir ev edinmek için ayırmış olduğu paranın zekâtını verip vermeyeceği hususunda imamların ihtilâfı varsa da bunun zekâtını vermesi gerektiği görüşü daha kuvvetlidir.
• Bir kimse, oğlunun fakir olan zevcesine zekât verebilir.
• Fakire verilen zekât geri alınamaz; bundum dönmek zaiz değil.
• Bir fakir, zekât almak için zengini dâva edemez.
• Bir koca. zevcesinin başka bir kocadan olma fakir çocuklarına zekât verebilir.
• Bir kimseye, müslümandır diye zekât verildikten sonra o kimsenin gayr-i müslim olduğu anlaşılmış olursa yeniden zekât vermek gerekmez. Once verilen zekât ödenmiş sayılır.
• Ölen kimsenin vasiyet etmiş olduğu zekât parası, terikesinin üçte birinden ödenir, malının tamamından değil. Yani fakirlere ödenecek olan zekât parası malının üçte birinden çok olursa, bu üçte birden ziyadesi terikeden harcanmaz. Terikenin üçte birinden arta kalan veresenin hakkıdır. Verese isterse, kendi haklarından ödeyebilirler.
• Fakir olan bir kimse, başkaları için toplamış olduğu zekât paralarını kendisi için harcayamaz. Ancak zekât veren şahıslar: İster kendin için harca, ister başka fakirlere ver. diye izin vermişlerse, kendisine de ayırabilir.
• "Şu kadar malı olan fakire ver" diye vekil kılınan şahıs, gittiği fakiri ölmüş bulsa, o malı veresesine veya başka bir fakire veremez. Malı asıl sahibinin yeni emri üzere kullanması gerekir.


User's Signature



Gücümüzden Şüphe Edersek, Şüphelerimize Güç Vermiş Oluruz
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Malik
mesaj Sep 20 2009, 05:04
İleti #2


Yeni Dost
*

Grup: Üye
İleti: 4
Katılım: 17-September 09
Teşekkür Edilme: 0 *
Katılım: 17-September 09
Nereden: Samsun
Üye No: 1,781
Ruh Halim
Cinsiyet
Taraftar



Zekatı kağıt para ile vermek

Sual: (Kâğıt parayla niye zekât verilmesin ki) diyenler var. Bu konudaki dinin hükmü nedir?
CEVAP
Günümüzde herkes, dinden bahseder, aklına göre fetvalar verir. Niye böyle olmasın ki, bence bal gibi olur diyorlar. ALLAHü teâlâ ne emrediyor, Peygamber efendimiz ne buyuruyor, din kitaplarımız ne yazıyor demiyorlar. Akla göre ölçü olsa, akıl sayısı kadar din olur. Onun için dinde nakil esastır. Kağıt para ile niye zekat verilmez? Şimdi bu konudaki muteber din kitaplarındaki ifadelere bakalım:

Zekat olarak verilecek mallar yerine, bunların kıymetlerini de vermek caizdir. Kıymet denilince, altın ve gümüş anlaşılır, başka mal, çek, senet veya paralar anlaşılmaz. Çünkü eşyanın kıymeti altın ve gümüş ile anlaşılır. (Keşfi rümuz-i gurer)

Fülus [bakır] paraların kıymetleri nisabı bulunca zekat olarak, bu fülusun değerlerinin kırkta birini gümüş olarak vermek gerekir. (Miftah-üs-seade)

Bakır paranın zekatı, aynı cins bakır paradan verilmez, gümüş olarak verilmesi gerekir. İmam-ı Ebu Yusuf hazretleri buyurdu ki:
(Toprak sahiplerinden uşur ve zekat olarak, altın ve gümüş yerine, başka geçer akçe [kağıt para] almak haram olur. Her ne kadar bunlar, herkesin kabul ettiği damgalı para ise de, altın değil, bakır paradır.) (Redd-ül Muhtar)

Altın ve gümüş olmayan, tedavüldeki para ile zekat verilmez. Zekat, ya altın veya gümüş, yahut ticareti yapılan maldan verilir. İmam-ı Nesefi hazretleri buyuruyor ki:
(Bir zengin, yemek satın alıp fakire yedirse, zekat vermiş olmaz.) (Zahire)

Zekat olarak altın ve gümüş yerine, bunların kıymeti kadar uruz [Ticaret malı] vermek sahihtir. Elbise tüccarı, ya ticaretini yaptığı elbiseden veya değeri kadar altın, gümüş verir. (Tahtavi)

Beş devesi olan, bir koyun verir. 24’e kadar dört koyun verilir. 25’ten 35’e kadar olan deve için, iki yaşına girmiş bir yavru dişi deve verilir. 36’dan 45’e kadar, üç yaşına girmiş dişi deve yavrusu verilir. 46’dan 60’a kadar, yük vurulabilecek, dört yaşına girmiş dişi deve verilir. Bundan daha fazlası için de, yine belli sayılarda dişi deve verilir. Dişi devesi yoksa değeri kadar altın veya gümüş verilir. Başka mal verilmez. (Hindiyye)

Niye dişi deve verilmesi gerektiğini bilemeyiz. Deveye binilir, eti yenir, yük taşır. Dişi devenin erkek deveden farkı var, süt verir, yavru doğurur. Fakat dişi deve, erkek deve olmadan yavru doğuramaz. Buna rağmen dinimiz erkek deveyi zekat olarak vermeyi caiz görmemektedir. Bir bakkal, dükkanında sattığı mallardan zekat verebilir, konfeksiyon malından zekat veremez. Bir konfeksiyoncu da, ceket pantolon gibi sattığı mallardan zekat verebilir, pirinç, yağ gibi bakkalın sattığı mallardan zekat veremez. Bir eczacı ancak, sattığı ilaçları zekat olarak verebilir. Yahut altın olarak verir. Konfeksiyon veya bakkal malzemeleri veremez. Halıcı veya mobilyacı ancak ticaretini yaptığı, sattığı malları zekat olarak verebilir. Halıcı mobilya, mobilyacı halı veremez.

Bazıları (Fakire ne versen alır, yeter ki ver, fakir razı olur) diyorlar. Evet fakir razı olur. Fakat fakirin rızası önemli değildir, önemli olan ALLAHü teâlânın rızasıdır. Kumarda da, faizde de, zinada da tarafların rızası vardır. Ama ALLAHü teâlânın rızası yoktur. Önemli olan ALLAHü teâlânın emridir. Niye, Niçin demeden kitaplarda ne yazıyorsa ona uymak gerekir. Aklını kullanarak, niye altın veya ticareti yapılan maldan zekat veriliyor da, başka maldan ve kağıt paradan zekat verilmiyor demeye kimsenin hakkı yoktur.

Dine uygun çare aramak

Hile-i şeriyye, harama düşmemek için kurtuluş çaresini bulmak demektir. Haramı helal veya helali haram yapmak için hile-i şeriyye yapılmaz. Yahut birinin hakkına mani olmak veya haksız mal ele geçirmek için hile yapmak caiz olmaz. Farzdan kurtulmak veya haram işlemek için hile yapmak haramdır. Buna hile-i şeriyye değil, hile-i bâtıla denir. Bir şey, farz veya haram olmadan önce, farz veya haram olmasını önlemek caizdir. Buna hile-i şeriyye denir.

Muteber eserlerde buyuruluyor ki:
Haramdan kurtulmak ve helale kavuşmak için hile-i şeriyye yapmak caiz ve iyidir. Böyle hilenin caiz olmasına senet, Sad suresinin 44. âyetidir. Bu âyet-i kerime, Eyüp aleyhisselam, hanımına yüz sopa vurmaya yemin edince, bu yemini yapmaktan kurtulması için yapılacak hile-i şeriyyeyi bildirmektedir. (Hindiyye)

Said bin Sad hazretleri anlatır:
"Babam Sad, Resulullahın yanına, hasta, sarsak birini getirdi. Suçunu söyleyip ceza verilmesini istedi. Peygamber efendimiz, (Buna üzerinde yüz filiz bulunan bir dal ile bir kere vurunuz!) buyurdu. Böylece bir vurmakla, yüz sopa vurulmuş, had cezası yapılmış oldu. (Eşiat-ül-lemeat)

Âyet-i kerime ve hadis-i şerifte bildirilen hususlar da, hile-i şeriyyenin caiz ve iyi olduğunu göstermektedir. İmam-ı a'zam hazretleri de hile-i şeriyyenin caiz olduğunu bildirmiştir.
Zaruret olmadıkça; hiçbir sebep ile ödünç para alıp, faiz ödemek caiz değildir. Zaruret başkadır, ihtiyaç başkadır. Zaruret, kendinin veya nafakası lazım olanların aç, susuz, çıplak veya sokakta kalarak hasta olması demektir. Zaruret olunca, yani ölümden veya hastalıkla, bir uzvun yok olmasından korku olunca, helal yol bulunamazsa, faizle ödünç alınıp, bununla zaruret giderilir.

Nafakaya muhtaç olup, çalışamayan ve faizsiz ödünç bulamayan kimsenin nafaka için, faiz ile ödünç alması caiz olur ise de, böyle kimsenin, krediyi muamele satışı yolu ile alması iyi olur. Mesela, on altın alıp, üç ay sonra on iki altın ödemek isterse, on altını alırken, kalem, defter, kitap gibi herhangi bir şeyi de iki altına satın alıp, on iki altın borçlanır. Bunun gibi haram işlemekten kurtuluş yolu aramaya hile-i şeriyye denir. Zarurete düşenin, ibadetini kaçırmaması veya haram işlememesi için hile-i şeriyye yapması lazım olur. İslamiyet’e uymaktan kaçmak için çare aramaya hile-i bâtıla denir ki, haramdır.

Zekatı fakire veya vekiline, altın olarak verip sonra bunu kağıt paraya çevirmek, hile-i şeriyye olur. Zekatı, sadaka-i fıtrı, nezri ve kurbanı, kaza etmeden fakir olan, hile-i şeriyye denilen kolaylıkla, bunları kaza edebilir.

Eşini üç talakla boşayan Müslümanın, nikahı kendi mezhebine uygun, fakat diğer üç mezhepten birine uygun değil idiyse, o mezhebi taklit ederek yeniden nikah yapar. Bu da hile-i şeriyye olur.
100 gram bileziği olan muhtaç bir kadın, dinen zengin sayılır. Zekat vermesi ve kurban kesmesi gerekir. Eğer bu muhtaç kadın, kurban kesmemek için, kurban bayramında sefere çıksa, bayramdan sonra memleketine gelse, artık kurban kesmesi vacip olmaz. Zekat vermemek için de, bileziklerinin yarısını çocuğuna hediye etse, zekat vermekten kurtulur. Fakat zekat farz olmadan önce yapılan böyle hile, imam-ı Muhammed’e göre mekruh, imam-ı Ebu Yusuf’a göre caiz olur.

Kağıt liraların zekatını vermek için hile-i şeriyye
Bütün kitaplar, (kağıt liraların zekatı, altın olarak verilir. Kağıt olarak verilmez) diyor. Kağıt liraların zekatını verebilmek için, (Hile-i şeriyye) yapılır.

Borçlusuna zekat vererek onu borçtan kurtarmak için, (Sana zekat vereceğim. Fakat, senden alacağımı, vereceğim zekatıma karşılık sayıyorum. Sen de kabul et!) demek caiz olmaz. Zekatı fakire vermesi, fakirin de aldığını zengine geri vererek borcunu ödemesi lazımdır. Fakirin geri vermesine güvenemeyen alacaklı için, Fetava-yı Hindiyye’nin altıncı cildi sonunda diyor ki:

(Alacaklı, güvendiği bir kimseyi borçlusuna göstererek, sana vereceğim zekatı teslim almak ve sonra senin bana olan borcunu ödemek için, bunu vekil yap der. Fakir de o kimseyi böylece vekil yapar. O kimse zekatı alınca, aldığı mal, fakirin mülkü olur. Sonra, bunu zengine geri vererek, fakirin borcunu ödemiş olur.

İki kimsenin bir fakirden alacakları olsa, bunlardan biri, fakire alacağı kadar zekat verip, onu kendine olan borcundan kurtarmak istese, fakire o kadar zekat verir. Sonra, alacağını fakire sadaka eder. Yani helal eder, bağışlar. Sonra fakir, elindeki zekatı bu zengine hediye eder. Yahut fakir, borcu kadar altını birisinden ödünç alıp zengine hediye eder. Zengin bunu zekat niyeti ile bu fakire geri verir. Sonra, fakiri borcundan ibra eder. Yani, ona bağışlar. Fakir, zekat olarak aldığı altınları, evvelce ödünç almış olduğu kimseye geri verir. Zekat ile [ve nezr edilen mal ile] hayrat ve hasenat yapılamaz. Yapmak için, bunları tanıdığı bir fakire verir. Fakir de, bunlar ile o hayırlı işleri yapar.)

Bunlardan anlaşılıyor ki, kağıt para ile zekat verebilmek için, vereceği kağıt paranın değeri kadar altın lira ağırlığındaki altın ziynet eşyasını hanımından veya bir tanıdığından ödünç alır. Altınları, tanıdığı veya akrabasından bir fakire zekat niyeti ile verir. Böylece kağıt paraların zekatı verilmiş olur. Sonra, fakir bu altınları bu zengine hediye eder. Zengin de alıp, sahibine geri vererek borcunu öder. Zekatı verilmiş olduğundan, zengin zekat vermek için ayırmış olduğu elindeki kağıt paraların bir kısmını bu fakire verir. Geri kalanı her türlü hayrata ve hasenata verir. Ancak, fakir de bu hayratın sevaplarına kavuşmak isterse, zekat olarak aldığı altınları geri hediye etmez, bu zengine satar. Sonra, hayırlı işler yapması için zengini vekil edip, kağıt paraları zengine geri verir.

Dört mezhep ilimlerinde mütehassıs, büyük âlim, seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyurdu ki:
(Kağıt paraların kıymeti, kıymeti itibariyyedir. İtibardan düşünce, kıymeti kalmadığı için, fıtra ve zekatı, kağıt para ile vermek caiz olmaz. Kağıt ile, önce verilmiş zekatlar, altın ile devredilerek, kaza edilmeli. Hacdan başka, diğer mali ibadetlerin kazası devir yolu ile yapılır.) (Cennet Yolu İlmihali)


Kâğıt parayla zekat
Sual:
Fakire zekat, kağıt parayla verilse, o da bu parayla kendisine altın alsa, zekat sahih olur mu?
CEVAP
Evet, sahih olur.

Go to the top of the page
 
+Quote Post
RuZGaR
mesaj Sep 21 2009, 18:46
İleti #3


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Müdür
İleti: 1,196
Katılım: 13-September 08
Teşekkür Edilme: 157 *
Katılım: 13-September 08
Nereden: Yıldızlardan....
Üye No: 232
Ruh Halim
Cinsiyet
Taraftar



malik kardeş iyimisin?


User's Signature


Hayâ sıyrılmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki her yerde...
Ne çirkin yüzler örtermiş meğer o incecik perde!

Vefa yok, ahde hürmet hiç, emanet lâfz-ı bî medlûl;
Yalan râyiç, hıyanet mültezem her yerde, hak meçhul.

Yürekler merhametsiz, duygular süflî, emeller hâr;
Nazarlardan taşan mânâ ibâdullahı istihkar.

Beyinler ürperir ya Rab, ne korkunç inkılâb olmuş:
Ne din kalmış, ne iman, din harab, iman türab olmuş!

Mefâhir kaynasın gitsin de, vicdanlar kesilsin lâl...
Bu izmihlâl-i ahlâkî yürürken, kalmaz istiklâl!

Mehmet Akif Ersoy
Go to the top of the page
 
+Quote Post
PoLaT
mesaj Sep 23 2009, 14:09
İleti #4


Canı Gönülden Dost
***********

Grup: Üye
İleti: 655
Katılım: 21-June 08
Teşekkür Edilme: 31 *
Katılım: 21-June 08
Üye No: 17
Ruh Halim
Cinsiyet
Taraftar



iyidir iyidir sen nasılsın ruzgar kardeş


User's Signature


Go to the top of the page
 
+Quote Post
RuZGaR
mesaj Sep 23 2009, 16:34
İleti #5


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Müdür
İleti: 1,196
Katılım: 13-September 08
Teşekkür Edilme: 157 *
Katılım: 13-September 08
Nereden: Yıldızlardan....
Üye No: 232
Ruh Halim
Cinsiyet
Taraftar



iyidir ne olsun esiyoruz işte gönlumuzun estiği yöne doğru napalım...


User's Signature


Hayâ sıyrılmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki her yerde...
Ne çirkin yüzler örtermiş meğer o incecik perde!

Vefa yok, ahde hürmet hiç, emanet lâfz-ı bî medlûl;
Yalan râyiç, hıyanet mültezem her yerde, hak meçhul.

Yürekler merhametsiz, duygular süflî, emeller hâr;
Nazarlardan taşan mânâ ibâdullahı istihkar.

Beyinler ürperir ya Rab, ne korkunç inkılâb olmuş:
Ne din kalmış, ne iman, din harab, iman türab olmuş!

Mefâhir kaynasın gitsin de, vicdanlar kesilsin lâl...
Bu izmihlâl-i ahlâkî yürürken, kalmaz istiklâl!

Mehmet Akif Ersoy
Go to the top of the page
 
+Quote Post
F a T i H
mesaj Sep 26 2009, 16:42
İleti #6


II. Mehmet
*************

Grup: Yönetici
İleti: 5,650
Katılım: 21-June 08
Teşekkür Edilme: 1130 *
Katılım: 21-June 08
Nereden: İstanbul
Üye No: 3
Ruh Halim
Cinsiyet
Taraftar



Malik daha önce uyarıldın şimdi resmen uyarılıyorsun.


User's Signature



Gücümüzden Şüphe Edersek, Şüphelerimize Güç Vermiş Oluruz
Go to the top of the page
 
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 üye:

Collapse

> Benzer Konular

  Başlık Cevaplar Konuyu Başlatan Okunma Son Aktivite
No New Posts Zekat Hesaplar 3.0
Akabeforum Uploadıdır.
0 F a T i H 249 3rd March 2009 - 19:49
Gn: F a T i H
No New Posts Zekât farz olduktan sonra zekâtı düşüren sebebler
0 F a T i H 234 5th January 2009 - 10:37
Gn: F a T i H
No New Posts Zekata Ait Önemli Meseleler
0 F a T i H 214 5th January 2009 - 10:32
Gn: F a T i H
No New Posts Zekât kimlere ve nereye verilmez ?
0 F a T i H 217 5th January 2009 - 10:17
Gn: F a T i H
No New Posts Zekât kimlere verilir ?
0 F a T i H 194 5th January 2009 - 10:16
Gn: F a T i H


 


Basit Görünüm Tarih : 9th February 2012 - 04:54



.: Forumumuzun Akabe Vakfı ve Kuruluşları İle Hiç Bir Bağlantısı YOKTUR.