TA'ZİR = EDEB VERMEK
(Terbiye için azarlamak)
Birtakım suçlar = günahlar vardır ki. bunları işleyenler için takdir edilmiş ne bir ceza. ne de bir keffaret vardır. Mevcut şartlara ve suçlunun durumuna göre. işlenen fenalıktan alıkoyacak kadar bir ceza takdirine hâkim yetkilidir. Buna ta'zir denir.
Ta'zir. döğmekle, azarlamakla, sert bakışlarla, kulak bükmekle, hapsetmekle yapılabilirse de. muteber görülen, üç kırbaçtan otuz dokuz kırbaca kadar dayak atılmasıdır.
Görülen lüzum üzerine ve suçun cinsine göre hâkim bu ölçü içerisinde ceza karan verir.
Ta'zir cezasını gerektiren suçlar çoktur. Bir kısmını örnek olarak verelim:
Besmele ile kesilmemiş ölü hayvan eti yemek, insanlara zina isnadından başka sözler atmak, meydandaki bir malı çalmak, yahut kıymeti az bir şey çalmak, emanete hainlik yapmak, işlerde hile yapmak ve aldatmak, tartıda ve ölçüde noksanlık yapmak, yalancı şahit olmak, verdiği kararda rüşvet almak, yalancılığa teşvik etmek, kavmiyyet iddiasında bulunmak, bir kimseye: Ey hırsız, ey kâfir, ey fâsık, ey habis gibi sözler söylemek...
Hâkim lüzum görürse tazirdeki döğme cezasına, hapis cezasını da ilâve eder. En kuvvetli dayak, ta'zirin dayağıdır. Sonra zina suçunun, sonra içki suçunun, ondan sonra da zina atmak suçunun...
İster had cezasında, ister ta'zir cezasında, ceza tatbik edilirken suçlu ölürse, kanı boşa gitmiş olur. Karşılığında bir şey ödenmez.