AkabeForuM
Özel Arama

Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

Digg this topic · Save to del.icio.us · Slashdot It · Post to Technorati · Post to Furl · Submit to Reddit · Share on Facebook · Fark It · Googlize This Post · Add to ma.gnolia · Tag to Wink · Add to MyWeb · Add to Netscape
 
Reply to this topicStart new topic
> Peygamberlere imân
F a T i H
mesaj Dec 16 2008, 17:30
İleti #1


II. Mehmet
*************

Grup: Yönetici
İleti: 5,650
Katılım: 21-June 08
Teşekkür Edilme: 1130 *
Katılım: 21-June 08
Nereden: İstanbul
Üye No: 3
Ruh Halim
Cinsiyet
Taraftar



Peygamberlere imân:

ALLAH Teâlâ'nın. hükümlerini (şeriatını) insanlara tebliğ etmek İçin. yine insanlar içinden seçip görevlendirdiği kimselere peygamber, resul ve nebi denir. Bunlar "Vahy" yolu ile Al-lah'dan aldıkları emirleri insanlara tebliğ etmişler ve onlan hak yola çağırmışlardır. İlk peygamber Hazret-i Âdem'den, son peygamber Ilazret-i Muhammed'c gelinceye kadar (salât ü selâm üzerlerine olsun), pek çok peygamberler gelmiş geçmiştir. Bunların sayısını ancak ALLAH bilir. Bir sayı belirtmekslzln hepsine îmân etmek lâzımdır.
Başlangıçta imânın sıhhatini İki esasa bağlamıştık: ALLAH'a ve peygamberine imân. Burada peygamberden maksad, son peygamberdir. Son peygamberin hak peygamber olduğuna İmân edince, hern diğer bütün peygamberlere, hem de nakil yolu ile ALLAH'ın varlığına imân gerçekleşmiş demektir. Çünkü onun tebliğ ettiği dinde bütün bunlar vardır. Şu halde biz. son peygamberin hak peygamber olduğunu isbat edersek, getirmiş olduğu dinin de hak olduğunu kabul etmeğe mecbur oluruz. O zaman, gerçek olduğu kabul edilen bir dine uymak da görevimiz olur. Bu neticeye varmak için son peygamber Ilazret-i Muhammed aleyhissalâtü vesselamın hak peygamber olduğunu önce isbat etmek lâzımdır. Peygamberlik görevinin sübutu için dc şu unsurların bulunması gerekir:
a) Peygamberlik dâvasında bulunmak.
b) Peygamberlik iddiasında bulunanın nezih vasıfları olmak.
c) Mucizelerle te'yid edilmiş olmak. Şimdi bunları ayrı ayrı inceliyelim:

a) PEYGAMBERLİK DÂVASI:
Şübhelerden âri olarak gerçek bir ilim ifade eden mütevatir (kesinlik belirleyen) haberle sabittir ki. Hazret-1 Muhammed (s.a.v.). peygamberlik dâvasında bulunmuş. ALLAH'ın peygamberi olduğunu Hân etmiş ve bütün insanlan. getirdiği İslâm dinine davet etmiştir. Bunda mü'mm-kâfır hiç kimsenin şek ve tereddüdü yoktur.
b) NEZİH VASIFLARI: Doğu ve batı tarihçileri, siyer âlimleri onun üstün bir ahlâka sahip bulunduğunda ittifak etmektedirler. Onun şah-siyyet ve ahlâkını iki sathada incelemek icâb eder. Peygamberlik dâvasından önceki devir, peygamberlik dâvasından sonraki devir.
Peygamberlik dâvasından önceki devir: Tarih ve siyer kitablannın müştereken anlattıkları gibi daha küçük yaşta iken anne ve babasını kaybederek yetim kalmışur. Bir hocadan veya bir âlimden ders görmemiş, okuma-yazma öğrenmemiştir. Arap yarımadasının muayyen birkaç yerinden başka bir memlekete gitmemiştir. Külliyelerin, üniversitelerin bulunmadığı, üstelik koyu bir cehaletin hüküm sürdüğü bir ortamda büyümüştür. Şimdi soralım: Okuma yazma öğrenmiyen. mekteb medreseye devam etmeyen, hoca ve bilginlerden ders almıyan ve çocukluk devresini yetim olarak geçiren bir insan, nasıl oluyor da en üstün ahlâki vasıfları kendinde topluyor, her devirde bütün cihana hükmedecek bir ahlâk görüşü getiriyor: iktisadî, içtimaî ve hukukî bir düzen getiriyor, hudutsuz İlmin kapılarını açıyor ve bundan büyük devletlerle imparatorluklar kuruluyor, medreseler ve külliyeler fışkırıyor. Bütün cihana nur ve feyiz kaynağı oluyor. Bu oluş. dünyalar durdukça devam edecek bir olgunlukta ve güçte bulunuyor?
Bir de peygamberlerde bulunması vâcib olan şu vasıfların hepsini kemâl üzere kendinde toplamıştır:
1 ? İSMET: Günah işlemekten korunmuştur.
2 ? EMANET: ALLAH tarafından kendisine verilen görevlere bağlı kal-
mıştır.
3 ? FETANET: Hiçbir işinde gaaiıl bulunmamıştır.
4 ? SIDK (doğruluk): Hiçbir zaman doğruluktan ayrılmamış ve
kendisinden yalan sâdır olmamışı ır.
5 ? TEBLİĞ: ALLAH tarafından getirmiş olduğu dini. olduğu gibi teb-
liğ etmiştir.
Peygamberlik dâvasından sonraki devir: Nübüvvet dâvasının başlangıcı olan kırk yaşıyla, irtihâl yaşı olan a.tmışüç yaşı arasındaki yirmi-üç yıllık devre de iki safhaya ayrılır. Onüç yıl devam eden Mekke devri ve on yıl süren Medine devri. Mekke devri devamınca. içinde yaşadığı en kuvvetli ve azılı kabilelerin İşkence ve tazyiklerine rağmen inandığı hal; dâvadan, büyük maddi menfaatlar karşılığında bile vazgeçmemiş: insanları, körükörünc tapındıkları putlara ibâdet etmekten alıkoymaya çahç-mış ve onları hak dine çağırmıştır. Hayatının hiçbir safhasında maddî menfaat edinmemiş, maddeyi ALLAH yolında bir vasıta olara!: kullanmıştır.
On yıllık Medine devrinde, yâni 53-63 yaşları arasındaki kısa bir zaman içinde, İslama karşı olan güçlü ve sayıca kalabalık kuvvetlere üstün gelmiş ve hepsini İslâm hâkimiyeti aluna almıştı. Hak «e adalete dayanan, h "ırriyct ve İnsanlık haklarını koruyan ve gerçek nizamın temelini teşkil ı.dcn, kumandan ve idarecileri olan güçlü bir devlet kurmuştu.
Verdiği haberler hep doğru çıkmış, vücudu ilim ve hikmet kaynağı olmuştur. Bu kaynak, rnüctchidler, âlimler, mûcidler yetiştirmiş; sayısız eserler ve kütüphaneler çıkarmış, eşsiz bir medeniyetin merkezi olmuştur.
c) MUCİZELER:
İnsanları acze düşüren beşer üstü işlere mucize denir. Cenâb-ı Hak. peygamber olarak gönderdiği kimselerin nübüvvet dâvalarını insanlara isbat için onlan mucizelerle tc'yid etmiştir. Bu mucizeleri onlara vermekle, hak peygamber olduklarını tasdiklemiştir. Hazret-i Muhammed (s.a.v.)'in peygamberliğini isbat eden cn büyük ve en kuvvetli mucizesi, bugün yüzbinlerce nüshası elimizde mevcut ve bir harfi dahi değişikliğe uğramıyan KURAN-I KERÎM d ir. Bugüne kadar ondürt asır geçtiği halde hiçbir değişikliğe uğramaması ve kıyamete kadar da dcğişlirilerniyeeeği Ic'rninâta alınmış olması da ayrıca bir mucizedir.
Kur'ân-ı Kerirn. Arabistan'da üstün bir seviyede şairlerin ve ediblerin yetiştiği bir devirde nazil olmuştur. Arapçaya vâkıf olanlar, ma'nâ ve hikmetler bakımından onu inceleyenler şu ncüccyc vanr: Bu üslûb ve ifade, bu belagat ve fesahat, bu tertib ve şekil, bu mâna ve hikmetler bir insanın ifadesi olamaz. Eski devirlerden, geçmiş kavim ve peygamberlerden haber vermeler, gelecekteki oluşlar, kıyamet halleri ve nihayet insanlık için bir temel kanun manzumesi ve hikmetler kitabı olması bir insan gücünün eseri olamaz.
Hiçbir devirde ve hiçbir zamanda onun cn kısa bir süresine kimse nazire (t>cnzer) getirememiştir. Söz ve münazara (fikir yarışması) ile ona karşı çıkanlar mağlûb olduktan sonra, ona karşı savaş açmışlar, acziy-yetten kurtulamamışlardır. Yirminci asnn füze yarışmasında da mükemmeliyet ve tazeliğinden hiçbir şey kaybetmiş değildir. Üzerinde inceleme yapan veya yapacak olan selim akıl sahipleri. Kur'ân-ı Kerim'in her yönden bir mucize olduğunu kabul ve teslim ederler. Elinde böyle mükemmel bir mucizesi bulunan ve nübüvvet dâvası bununla te'yid edilen (kuvvetlendirilen) kimsenin hak peygamber olduğu neticesi çıkar. Bundan başka onun peygamberliğini te'yid eden pek çok mucizeleri vardır. Bunların başında, hadis-i şerifleri gelir. Kur'ân üslûbundan ayrı olarak hadislerin taşıdığı hususiyetler ve hikmetler, zamanımızda olan halleri, on dört asır önce haber vermeler, hep mucize kabîlindendir.
Bütün bunlara ilâve olarak, peygamberliği süresince muhtelif zamanlarda vukua gelen mucizeleri yakın ve sadık arkadaşları ashâb-ı kiram tarafından anlatılmış ve günümüze kadar intikal ettirilmiştir. Bunların hepsi geniş olarak siyer kitaplarında vardır. Burada tafsillerine lüzum görmüyoruz.
Netice: Peygamberlik iddiası vardır ve bunun doğruluğu, ALLAH tarafından KUR'ÂN gibi büyük bir mucize İle te'yid edilmiştir. Peygamberdir. O halde, ben onun hak peygamber olduğuna İnandım ve her ne getirdi ise onlan kabul etlim. Bu inancımı zedeliyecek her çeşit düşünce, söz ve hareketten beriyim. İmânımı tazeliyor ve diyorum ki: "Eşhedü en lâ ilahe il'allâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resulün = $âhidlik ederim ki, ALLAH'dan başka ibâdete lâyık bir ilâh yoktur: ve Muhammed (s.a.v.) O'nun kuludur, peygamberidir."
Mücmel denilen kısa yollu îman, İşte budur. Bir de îman esaslarını genişleterek îman etmek vardır Ui, buna "tafsili" iman denir. Haz-ret-i Peygamberin getirdiği İslâm dinindeki îman esaslarını din büyükleri altı maddede tafsil ederek ayrı ayrı İzahlarını yapmışlardır. Tafsilâtı (ay-
nntılan) ile bu altı maddeye îmân etmek, tafsili îmân olur. İmân edilmesi vâcib alU esas şunlardır:
1 ? ALLAH'a îmân etmek.
2 ? ALLAH'ın meleklerine imân etmek.
3 ? ALLAH'ın kitablanna İmân etmek.
4 ? ALLAH'ın peygamberlerine îmân etmek.
5 ? Âh ir e t gününe îmân etmek,
6 ? Kadere imân etmek.
Bu esaslardan bir ve dördüncü maddeler daha Önce anlatıldığı için burada onlardan tekrar bahsedilmeden diğer esaslara geçilmiştir.


Not: Kesinlikle Alıntı Değildir. Yazı Karekteri Hataları İçin Üzgünüm


User's Signature



Gücümüzden Şüphe Edersek, Şüphelerimize Güç Vermiş Oluruz
Go to the top of the page
 
+Quote Post
SibeVeyh
mesaj Dec 16 2008, 19:37
İleti #2


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Teşekkür Edilme: 460 *
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8
Ruh Halim
Cinsiyet
Taraftar



üzülme yaw güzel çıkmış 15.gif eline sağlık hocam


User's Signature





Şehadet bir tutku bir özlem bize!

Ölüm bir son değil diriliş bize!
Go to the top of the page
 
+Quote Post
F a T i H
mesaj Dec 16 2008, 19:41
İleti #3


II. Mehmet
*************

Grup: Yönetici
İleti: 5,650
Katılım: 21-June 08
Teşekkür Edilme: 1130 *
Katılım: 21-June 08
Nereden: İstanbul
Üye No: 3
Ruh Halim
Cinsiyet
Taraftar



QUOTE(SibeVeyh @ 16.12.2008 - 19:37)
İçeriği Görebilmek için ücretsiz ÜYE OLUN veya Üye iseniz GİRİŞ YAPIN
üzülme yaw güzel çıkmış 15.gif eline sağlık hocam


Sana görev yazı karakterlerini düzeltiyorsun tamam mı 15.gif


User's Signature



Gücümüzden Şüphe Edersek, Şüphelerimize Güç Vermiş Oluruz
Go to the top of the page
 
+Quote Post
SibeVeyh
mesaj Dec 16 2008, 19:43
İleti #4


Ayrıcalıklı Dost
*************

Grup: Admin
İleti: 2,614
Katılım: 21-June 08
Teşekkür Edilme: 460 *
Katılım: 21-June 08
Nereden: nereye
Üye No: 8
Ruh Halim
Cinsiyet
Taraftar



bu konuyu hatırladım 15.gif


User's Signature





Şehadet bir tutku bir özlem bize!

Ölüm bir son değil diriliş bize!
Go to the top of the page
 
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 üye:

 


Basit Görünüm Tarih : 8th February 2012 - 00:57



.: Forumumuzun Akabe Vakfı ve Kuruluşları İle Hiç Bir Bağlantısı YOKTUR.