|
Emir ve yasakların nevileri (Ef âl-i Mükellefin): Her mükellefin yapmak ve yapmamakla sorumlu tutulduğu dinî işlere "Ef âl-i mükellefin" (Sorumlu kimselerin işleri) denir. Bunlar, başlıca sekiz nevi olarak tesbit edilmişlerdir:
1 — Farz: Yapdması kesinlikle istenen ve yapılmaması yasak olan iştir. Bu kesinlik, şübhe ******ürmeyen Kuran, sünnet ve tema' gibi deliller ile sabit olmuştur. Delil bakımından farz iki kısma aynldığı gibi. mükellefiyet bakımından da ikiye ayrılır. Delil bakımından: a) Kesin farz: Kur'an ve sünnetten İbaret şübhe ******ürmez kesin delillerle yapılması kesinlikle istenen işlerdir. Namaz. oruç. zekât ve hac görevleri gibi... b) Zannî farz: Dinde içtihada yetkili âllmlerce kesin bir delîle yakın derecede yakın görülüp zannî bir delil ile sabit olan iştir. Görevi yerine getirme bakımından kesin farz kuvvetindedir, inanç bakımından değil. Bunun İçin buna "Farz-ı ameli' de söylenir. Cünüb olan kimsenin ağzını yıkayıp çalkalaması, bu kabil bir farzdır. Kesin farzı inkâr küfürdür, farz-ı amelîyi inkâr ise küfür sayılmaz, bid'at (uydurma) olur.
Mükellefiyet bakımından farz: a) Farz-ı ayn: Her mükellef tarafından yerine getirilmesi farz olan görevlerdir. Vakit namazları İle oruç gibi... b) Farz-ı kifâye: Mükelleflerden bir kısım kimselerin İşlemesiyle diğerlerinden sorumluluk düşen farza denir. Böyle bir farzı hiç kimse yerine getirmemiş olursa, mükelleflerin tümü sorumlu olurlar, yâni günahkâr sayılırlar. Cenaze namazı gibi. 2 — Vâcib: İşlenmesi istenen ve işlenmemesi yasaklanan işlerdir: ancak bu husus kesin bir delil ile sabit olmuş değildir. Bununla beraber kuvvetli hır delil mevcuttur. Bayram namazları ile vitir namazı gibi... Vacibi inkâr eden kâfir olmazsa da günah İşlemiş olur. Vâcib olan görevlerin yerine getirilmesinde sevab. terk edilmeleri halinde de günah vardır. 3 — Sünnet: Peygamber Salla İhı hû Aleyhi ve Sellcm'in farzlar ve vâcibler dışında işlemiş olduğu amellerdir. Özürsüz olarak bunları terk etmek azabı gerektirmezse de, kötülenmeyl ve ayıblanmayı icâbettirir. Sünnet de iki kısımdır: a) Sünneti müekkede {kuvvetli sünnet): Peygamber Sallâllahü Aleyhi ve Sellem efendimizin devamlı olarak yerine getirdikleri İbâdetlerdir. Sabah ve Öğle vakiüerinin sünnetleri gibi... Bunlara sünnet-1 revâtib ve sünnet-1 Hüdâ da denir. b) Sünnet-i gayr-İ müekkede = Kuvvetli olmayan sünnet: Peygamber Sallâllahü Aleyhi ve Sellem in devamlı değil de bâzan İşledikleri ibâdetlerdir. Yatsı namazı ile ikindi namazından önce kılınan sünnetler gibi. Peygamberimizin yiyip içmeleri, giyinip kuşanmaları gibi şahsi hallerine Sünnet-i Zevaid" denir. Bu türlü sünnetleri işlemekde sevab vardır. Peygamberin şefaatine nâillyetc de vesile olur. Terk edilmeleri hâlinde ayıplama yoktur. Bâzı sünnetler bir kısım kimseler tarafından işlendiği zaman diğerlerinden sakıt olur ki. bunlara sünneti kifâye denir. Selâm vermek gibi. Sünnetlere "Nâme" ve çoğul kelimesiyle "Nevftfil" adı verilir. 4 — Müstehab: Hoşa giden İş mânasındadır ki. sünnet-i gayr-i müekkede hükmünü taşıyan İbâdetlere denir. Bunlara "Mendub. nafile, ta-tavvu', edeb" de denir. 5 — Mubah: Yapılması ve yapılmaması yasaklanmayan şeylerdir. Bunlara "Helâl" da denebilir. Oturmak - gezmek, kendi malım yemek veya yememek gibi... 6 — Haram: Yasaklıgı kesin bir delille belli olan işlerdir. Haram olduğu kesin delillerle sabit bir şey'l helâl saymak İmansızlık olur. Haram şeyleri işlemek ise. azabı gerektirir. Haram işlemeyi terk edenler de sevab kazanır. Haram İki kısma ayrılır: a) Haram liaynihi: Aslı ve maddesi İtibariyle haram olan şeylerdir. Domuz eti. akan kan. şarap gibi... bl Haram liğayrihi: Aslı ve maddesi İtibariyle helâl olup başkasına ait olduğundan dolayı veya şart olan şey terk edildiği için haram olan şeydir. Çalınan mal ve kasden besmelesiz kesilen koyun gibi... 7 — Mekruh: Lügat İtibariyle hoşa gitmeyen şey manasım taşır. Yapılması istenmeyen ve terki iyi görülen şeylerdir. Mekruh iki kısma ayrılır: a) Tahrîmen mekruh: Yapılması İstenmeyen ve harama yakın olan bir iştir. İşlendiği takdirde âhirette azabı gerektirir. b) Tenzîhen mekruh: Yapılması hoş görülmemekle beraber İşlendiği takdirde azabı gerektirmez. Ilelala yakın bir kerahettir. Ancak terk edildiği takdirde sevaba sebeb olur. Güneş batarken özürsüz namaz kılmak tahrîmen mekruhtur. Sağ el İle sümkürmek tenzihen mekruhtur. 8 — Müfsid, fâsid: Başlamlan bir ibâdeti bozan İşlere müfsid denir. Sıhhatini kaybeden ve bozulan ibâdete de "fatid" denir. İbâdetlerde "bâtıl" sözü fâsid mânasında kullanılır. Bir İbâdetin temelindeki şart bulunmaksızın yerine getirilmesi "batıl" olur. Abdestsiz kılınan namaz gibi. Böyle kılınan bir namaz bâtıldır. Abdest alarak namaz kılarken konuşulursa, namaz bozulur ve bu konuşmaya müfsid denilir. Bir ibâdetin şart ve erkânlarına riâyet edilerek yerine getirilmesine "sahih" denilir. Yapılmasında salanca olmayan İşlere "caiz" denilir. Mubah yerinde kullanılırsa da câizl terk etmek evlâdır.
Not: Kesinlikle Alıntı Değildir. Yazı Karekteri Hataları İçin Üzgünüm

Gücümüzden Şüphe Edersek, Şüphelerimize Güç Vermiş Oluruz
|