Dâr-i İslâm - Dâr-i harb
Dâr-i İslâm = İslâm memleketi: İslâm hükümlerinin tatbik edildiği memlekete denir. Dâr-i harb = Yabancı ve düşman memleket: İslâm ahkâmı tatbik olunmayan yerdir.
Fetâv-i Hindiyye" adı ile şöhret bulan ve Hindistan İlim adamlarından ibaret bir heyet tarafından hazırlanan altı cildlik eserin Siyer bölümünde dâr-ı harb ile ilgili şu ifade mevcuddur:
"Bil ki, dâr-ı harb bir şartla dâr-ı İslâm olur. Bu şart da o yerde İslâm hükmünü izhar etmektir. İmam M uh amme d (Yüce ALLAH ona rahmet etsin) Ziyâdât kitabında şöyle demiştir: "İmam Ebu Hanife'ye göre (Yüce ALLAH ona rahmet etsin) dâr-i İslâm, üç şartla dâr-ı harb olur: Birincisi, açıklıkla küfür ahkâmını icra etmek ve o yerde İslâm hükmü ile hüküm vermemek. İkincisi, aralarına İslâm ülkelerinden bir ülke girmeyecek şekilde o yer bir dâr-ı harbe bitişik bulunmak. Üçüncüsü, o yerde ne bir mümin, ne de bir zimmî, ilk dokunulmazlık güvenliği üzere kalmamış olmak; o güven ki, kâfirlerin istilâsından önce, m üs 1 umanın İslâm oluşu ve zimmînin de zimmet akdi ile sabitti. Bu mes'ele üç şekilde özetlenir: 1) Ya ehl-i harb bizim ülkelerimizden bir ülkeye galip gelir, 2) Yahut bir yerin halkı dinden çıkarlar ve galip gelerek küfür ahkâmını icra ederler. 3) Yahut zimmet ehli sözleşmeyi bozarak memleketlerinde üstünlük kazanırlar. Bu üç şeklin her birinde üç şartla dâr-ı harb meydana gelir. ALLAHü T e âlâ her ikisine rahmet etsin, İmam Ebu Yûsuf ve İmam Muhammed demişlerdir ki, yalnız bir şart ile dâr-ı harb olur. O da küfür ahkâmını izhar etmektir. Kıyas da budur." (80).
______________________________________________ (80) Hindiyye: C. II. s. 181. 1276. Kahire bsk

Gücümüzden Şüphe Edersek, Şüphelerimize Güç Vermiş Oluruz
|