Grup: Yönetici
İleti: 5,650
Katılım: 21-June 08
Katılım: 21-June 08
Nereden: İstanbul
Üye No: 3
Ruh Halim 
Cinsiyet 
Taraftar
|
Birinci Kısm YEDINCI FASL
Birinci sırrın tadını tatdıkdan sonra, ikinci sırrı da ögrenmek için, can atıyordum. Nihâyet bir gün sekreter, söz verdigi ikinci sırrı da açıkladı. Ikinci sır, bir asrlık bir zemân içinde Islâmı yokedip unutdurmak gâyesi ile, nâzırlıkda bu is için çalısan yüksek rütbeli ingilizlere mahsûs hâzırlanmıs, elli sahîfelik bir plân mecmûası idi. Bu plânlar ondört maddede toplanmısdı. Müslimânların eline geçme tehlükesine karsı, tedbîr olarak, bu plânları çok gizli tutuyorduk. O plânlar sunlardır: 1- Buhârâyı, Tacikistânı, Ermenistânı, Horâsân ve etrâfını istilâ etmek için, rus çârı ile çok iyi bir ittifâk ve yardım anlasması kurmamızdır. Yine, Rusya ile hudûdu olan Türk topraklarını da istîlâ etmek için, ruslarla bir anlasma yapmamız lâzımdır. 2- Islâm âlemini, hem içerden, hem de dısarıdan yıkmak için, Fransa ve Rusya ile, isbirligi yapmamız lâzımdır. 3- Türk-Îrân hükûmetleri arasına çok siddetli fitne ve ihtilâflar sokup, her iki tarafda milliyetçilik ve kavmiyyet fikrlerini kuvvetlendirmemiz lâzımdır. Ayrıca, birbirine komsu bütün müslimân kabîle ve milletlerin arasına ve müslimân memleketler arasına fitne ve düsmanlık sokmamız lâzımdır. Gayb olmus olanları dâhil, bütün bozuk mezhebleri ihyâ edip, canlı tutmak ve birbirine düsürmek lâzımdır. 4- Islâm memleketlerinden ba’zı parçaları gayr-ı müslimlerin eline vermek lâzımdır. Meselâ: Medîneyi yehûdîlere, Iskenderiyeyi hıristiyanlara, Imâreyi sâibeye, Kermansâhı Alîyi ilahlasdıran nusayrîlere, Mûsulu yezîdîlere, Îrân körfezini hindûlara, Trablusu dürzîlere, Kar- – 69 – sı ermenilere ve alevîlere, Maskatı hâricîlere vermek lâzımdır. Sonra, bunları, para, silâh ve gerekli bilgilerle takviye etmek îcâb eder ki, bunlar Islâmın vücûdunda birer diken olsunlar. Islâm iyice yıkılıp gayb oluncaya kadar, bunların yerlerini genisletmek lâzımdır. 5- Müslimân Osmânlı ve Îrân hükûmetlerini, mümkin mertebe, birbirleriyle hiç anlasamayan ufak mahallî devletlere bölmeyi plânlamak lâzımdır. Hindistânın simdiki hâli gibi. Zîrâ, söyle bir nazariyye vardır: (Parçala, hükm edersin) ve (Parçala, mahv edersin). 6- Islâmın bünyesinde, tahrîf edilmis din ve mezhebler ihdâs etmek lâzımdır ve îcâd edecegimiz bu dinlerin her birisinin bir memleketin insanlarının hevâ ve hevesine uygun olması için, çok ince bir plân yapmalıyız. Sî’anın memleketinde dört din îcâd edecegiz: 1- Hazret-i Hüseyni ilahlasdıran bir din, 2- Ca’fer-i Sâdıkı ilahlasdıran bir din, 3- Mehdîyi ilahlasdıran bir din, 4- Alî Rızâyı ilahlasdıran bir din. Birincisi Kerbelâya, ikincisi Isfahâna, üçüncüsü Samarrâya, dördüncüsü de Horâsâna muvâfıkdır. Aynı zemânda sünnîlerin de, mevcûd dört mezheblerini, birbirinden ayrı dört bagımsız din hâline getirmeliyiz. Bunu yapdıkdan sonra, Necdde yeni bir Islâm fırkası kurup, aralarında kanlı çekismeler ihdâs edecegiz. Dört mezhebin kitâblarını imhâ edecegiz ki, bu fırkalardan herbiri, sâdece kendilerini müslimân kabûl edip, digerlerini, öldürülmesi lâzım olan kâfirler bilsinler. 7- Zinâ, livâta, ya’nî homoseksüellik, içki ve kumar ile, müslimânların arasına fitne ve fesâd tohumları saçılacak. Bunun için, bu memleketlerde yasayan gayr-ı müslimler kullanılacaklardır. Onlardan bu gâyeyi gerçeklesdirmek için, muazzam bir ordu teskil etmemiz lâzımdır. 8- Islâm memleketlerinde fâsid liderler, zâlim kumandanlar yetisdirmege, bunları hükûmetin basına geçirerek, islâmiyyete uymagı yasaklıyan kanûnlar çıkarmaga a’zamî ehemmiyyet vermek lâzımdır. Onları kullanıp, nâ- – 70 – zırlıgın yap dedigini yapacak, yapma dedigini yapmayacak duruma getirmeliyiz. Onların vâsıtası ile müslimânlara ve Islâm memleketlerine isteklerimizi kânûn zoru ile cebr ederek yapdırmalıyız. Islâmiyyete uymagı suç, ibâdet yapmagı gericilik hâline getirmeliyiz. Müslimân memleketlerdeki hükûmet adamlarını, mümkin oldugu kadar aslı gayr-i müslimlerden seçdirmeliyiz. Bunu yapmak için, ba’zı ajanlarımızı sûreten müslimân, din adamı sekline sokup, isteklerimizi icrâ etmek için, yüksek makamlara getirmeliyiz[ 1]. 9- Mümkin mertebe arabînin ögretilmesine mâni’ olacaksınız. Arabînin hâricindeki dilleri, meselâ: Fârisîyi, Kürtçeyi ve Pestucayı yayacaksınız. Arab memleketlerinde, ecnebî lisânları ihyâ edecek ve Kur’ân ile Sünnetin lisânı olan fasîh arabîyi yok etmek için, mahallî lehçeleri nesr edeceksiniz! 10- Devlet adamlarının etrâfına adamlarımızı yerlesdirip, onların vâsıtası ile, nâzırlıgımızın arzûlarını tatbîk etmek için, onları bu devlet adamlarının müstesârları hâline getirmeliyiz. Bu isin en kolay yolu, köle ticâretidir: Köle ve câriye olarak gönderecegimiz câsûsları, evvelâ lâyıkı ile yetisdirecegiz. Sonra, müslimân devlet adamlarının yakınlarına, meselâ onların çocuklarına, hanımlarına ve onların indinde hâtırı sayılır insanlara satmalıyız. Satdıgımız bu köleler, tedrîcî olarak, devlet adamlarına yaklasacaklardır. Onların anneleri ve mürebbiyeleri olup, bilezigin bilegi ihâta etdigi gibi, onlar da, müslimân devlet adamlarını ihâta edeceklerdir. 11- Misyonerligin sâhasını genisletip, her sınıf ve meslege bilhâssa doktor, mühendis, muhasebeci v.s. gibi mesleklere sokmalıyız. Islâm memleketlerinde kilise, – 71 – [1] Ingilizler, bu çalısmalarında muvaffak oldular. Mustafâ Resid pâsa, Âlî pâsa, Fuâd pâsa ve Tal’at pâsa gibi masonları ve yehûdî, ermeni asllı soysuzları basa getirdiler. Abdullah Cevdet ve Mûsâ Kâzım ve Ziyâ Gökalp ve Abduh gibi masonları dinde söz sâhibi yapdılar. mekteb, hastahâne, kütübhâne ve hayr cemiyyetleri ismi altında propaganda, nesriyyât merkezleri açmalı ve bunları, Islâm memleketlerinin dört bir bucagına yaymalıyız. Milyonlarca hıristiyan kitâblarını meccânen dagıtmalıyız. Islâm târîhinin yanında, hıristiyan târîhini, devletler hukûkunu da nesr etmeliyiz. Kilise ve manastırlara râhib ve râhibe ismi altında câsûslarımızı yerlesdirmeliyiz. Bunları vâsıta olarak kullanıp, hıristiyan hareketlere rehberlik yapmalarını te’mîn etmeliyiz. Müslimânların her hareket ve fikrlerini ögrenip bize aktarmalarını te’mîn etmeliyiz. Islâm târîhini bozup, tahrîf edecek ve müslimânların ahvâl ve dinlerini iyice ögrendikden sonra, onların bütün kitâblarını imhâ edecek, islâm ilmlerini yok edecek, profesör, ilm adamı, arasdırmacı gibi ismler altında, bir hıristiyan ordusu kurmalıyız. 12- Kız, erkek, bütün Islâm gençliginin kafasını karısdırıp, Islâmiyyet hakkında sübhe ve tereddüde düsmelerini te’mîn etmeliyiz. Mekteb, kitâb, mecmû’a [spor kulübleri, sinema filmleri, televizyon] ve bu is için yetisdirilmis elemanlarımızın vâsıtası ile, onların ahlâklarını sıfıra indirmeliyiz. Yehûdî, hıristiyan ve bütün gayr-i müslim gençleri, onları avlamak için, birer tuzak olarak yetisdirmek için, gizli cem’iyyetler açmalıyız! 13- Dâhilî harb ve ayaklanmaları tesvîk etmeli ve kendi aralarında ve gayr-i müslimler ile dâimâ mücâdele hâlinde olmalarını te’mîn etmeliyiz ki, kuvvetleri zâil olsun, terakkîleri imkânsız olsun. Fikrî tâkatları, mâlî kaynakları yok olsun. Genç ve faâl olanları ortadan kalksın. Sulh ve huzûr, yerini ihtilâle bıraksın. 14- Iktisâdları tahrîb edilecek, gelir kaynakları ve zirâat sâhaları bozdurulacak, su bendleri yıkdırılacak, nehrler kurutulacak, insanlar nemâz kılmakdan, çalısmakdan nefret etdirilecek ve tembellik yaygınlasdırılacakdır. Tembeller için, oyun yerleri açılacak. Uyusturucu madde, içki, yaygın bir hâle getirilecekdir. – 72 – [Yukarıda saydıgımız maddeler, çok güzel bir seklde harîta, resim ve sekllerle açıklanmısdır. Bu ondört maddenin yardımı ile koca Osmânlı Devletini yıkdılar. Yeni kurdukları devletlerin idâresini, Iskoç masonlarının ellerine verdiler. Bunlar da, (Müstemlekeler nezâreti)nin bu ondört maddesini anayasa yaparak, islâmiyyete saldırmaga devâm ediyorlar.] Bana bu muhtesem vesîkanın bir kopyasını verdigi için, sekretere tesekkür etdim. Londrada bir ay dahâ kaldıkdan sonra, tekrâr Necdli Muhammed ile görüsmek üzere, Irâka gitmek için nâzırlıkdan emr aldım. Sefere çıkarken, sekreter bana: (Necdli Muhammed hakkında bir ihmâlkârlık yapmayasın! Câsûslarımızın gönderdikleri raporlardan anlasıldıgı vech ile, Necdli Muhammed, plânlarımızı gerçeklesdirmek için, çok münâsib bir ahmakdır. Necdli Muhammed ile açık konus! Isfahânda ajanlarımız, onunla açıkça konusmus, o da, isteklerimizi bir sart ile kabûl etmisdir. Onun sartı sudur: Fikr ve görüslerini açıklayınca, kendisine saldırması muhakkak olan, devlet adamlarından ve âlimlerden kendini korumak için, kâfî derecede mal ve silâhla takviye edilmesi, memleketinde kendisine küçük de olsa, bir beylik kurulmasıdır. Nâzırlık da, bu sartları kabûl etmisdir) dedi. Bu haberin verdigi sevinçle, az dahâ uçacakdım. O zemân, sekretere bu husûsda, ne yapmam îcâb etdigini sordum. Cevâbında, (Necdli Muhammedin tatbîk etmesi için, nâzırlık ince bir plân hâzırlamısdır, söyle ki: 1- Bütün müslimânları, tekfîr edip, onları öldürmenin, mallarını ellerinden almanın, nâmûslarına tecâvüzün, erkeklerini köle, hanımlarını câriye yapıp, köle pazarlarında satmanın halâl oldugunu söyleyecek. 2- Mümkinse, Kâ’benin bir put oldugu için, yıkılma- – 73 – sının lâzım oldugunu belirtecek[1]. Hac ibâdetini ortadan kaldırmak için, kabîleleri hâcılara saldırtıp, mallarını ellerinden almaga ve onları öldürmege tesvîk edecek. 3- Müslimânları, Halîfeye itâ’at etmekden men’ etmege çalısacak. Onları Halîfeye karsı isyân etmege tesvîk edecek ve bu is için, ordular hâzırlayacak. Her vesîle ile, Hicâz esrâfı ile harb etmenin ve onların nüfuzlarını azaltmanın lâzım oldugunu yayacak. 4- Mekke, Medîne ve diger Islâm memleketlerinde bulunan türbe, kubbe ve mukaddes yerlerin put ve sirk olduklarını söyliyerek, yıkılmalarının lâzım oldugunu i’lân edecek. Mümkin mertebe, Muhammed Peygambere, Halîfelerine ve bütün mezheb büyüklerine hakâret olunmasına vesîle olacak. 5- Islâm memleketlerinde mümkin mertebe ihtilâl, zulm ve anarsiyi te’mîn edecek. 6- Hadîslerde yapılmıs oldugu gibi, ilâve ve noksanlıklarla, tahrîf edilmis bir Kur’ân nesr etmeye çalısacak[2]. Sekreter, yukardaki altı maddelik plânı söyledikden sonra: (Bu büyük program seni korkutmasın. Çünki vazîfemiz, islâmiyyeti yok etme tohumunu atmakdır. Bu isi temâmlayacak nesller gelecekdir. Ingiliz hükûmeti, sabr etmeyi ve adım adım yürümeyi âdet edinmisdir. Büyük ve bas döndürücü islâm inkılâbını yapan Muhammed Peygamber de, sâdece bir insan degil miydi? Iste bizim Necdli Muhammed de, Peygamberi gibi, bu inkılâbları- – 74 – [1] Put, kendisine ibâdet edilen, secde edilen, hersey yalnız kendisinden istenen seylere, heykellere denir. Müslimânlar, Kâ’be için secde etmez. Kâ’beye karsı olarak, ALLAHü teâlâya secde ederler. Her nemâzda, Kâ’beye karsı secde etdikden sonra, (Fâtiha) sûresini okurlar. Bu sûrede, (Ey! Âlemlerin yegâne [bir] olan Rabbi! Biz yalnız sana ibâdet ederiz. Herseyi yalnız senden isteriz) denilmekdedir. [2] Meshûr ve mu’teber kitâblardaki, hadîs-i serîflerde ilâve ve noksan var demek, büyük iftirâdır. Binlerce hadîs âliminin, hadîs-i serîfleri nasıl topladıklarını ögrenen bir kimse, böyle çirkin yalan söyleyemez ve böyle yalanlara aslâ inanmaz. mızı gerçeklesdirmege söz verdi) dedi. Bir kaç gün sonra, Nâzır ve sekreterden izn aldım, âile ve dostlarıma vedâ’ etdim. Basraya dogru yola çıkdım. Evden çıkarken, küçük oglum: (Baba çabuk dön!) dedi. Gözlerim yasardı. Teessürlerimi hanımımdan gizleyemedim. Yorucu bir seferden sonra, nihâyet geceleyin Basraya vardım. Abdürrızânın evine gitdim, uyandırdım. Beni görünce, çok sevindi. Beni agırladı. O gece, orada kaldım. Sabâhleyin bana (Necdli Muhammed bana ugradı ve sana bu mektûbu bırakarak gitdi) dedi. Mektûbu açdım. Memleketi olan Necde gitdigini ve adresini yazıyordu. Ben de hemen oraya dogru yola çıkdım. Son derece mesakkatli bir yolculukdan sonra, oraya vardım. Necdli Muhammedi evinde buldum. Fekat, çok za’îflemisdi. Kendisine hiçbir sey söylemedim. Sonra, evlendigini duydum. Biz aramızda, benim onun kölesi oldugumu ve beni bir yere gönderdigini, simdi de avdet etdigimi, herkese söylemek için anlasdık. Beni böyle bildirdi. Necdli Muhammedin yanında iki sene kaldım. Da’vetini i’lân etmek için bir program hâzırladık. Nihâyet, hicrî 1143 [m. 1730] senesinde, onun azmini kuvvetlendirdim. O da, kendine yardımcı topladıkdan sonra, kapalı ba’zı cümlelerle da’vetini kendine çok yakın olanlara anlatdı. Sonra, da’vetini günbegün genisletdi. Onu düsmanlarından korumak için, etrâfına muhâfızlar koydum. Ve onlara istedikleri kadar mal ve para verdim. Necdli Muhammedin düsmanları tecâvüz etmek istedigi zemân, muhâfızların gayretlerini artdırıyordum. Ve onları ma’nen destekliyordum. Da’veti yayıldıkça, muhâlifleri çogalıyordu. Kendisine fazla hücûm yapıldıgı zemân, da’vetden vazgeçmek istiyordu. Fekat, onu yalnız bırakmıyor ve azmini kuvvetlendiriyordum. Ona, (Ey Muhammed, Peygamber senden dahâ fazla eziyyet gördü. Biliyorsun, bu seref yoludur. Her inkılâbcı gibi, biraz mesakkate tehammül etmelisin!) diyordum. – 75 – Biz dâimâ düsmanların hücûmuna ugrayabilirdik. Onun muhâliflerine karsı, parayla aldıgım câsûslar koydum. Düsmanları ona bir zarar yapmak istediginde, onlar beni haberdâr ediyor, ben de, zararlarını te’sîrsiz hâle getiriyordum. Bir sefer, düsmanların onu öldürmek istedikleri haberini aldım. Hemen, onların hâzırladıklarına mâni’ olmak için, gerekli tedbîrleri aldım. Insanlar, düsmanlarının Muhammede böyle bir sey yapmak istediklerini duyunca, onlardan nefret etmege basladılar. Böylece, kazdıkları kuyuya kendileri düsdüler. Necdli Muhammed, plânın her altı maddesini icrâ edecegini bana va’d etdi ve (Simdilik, bunlardan ancak bir kısmını yerine getirebilirim) dedi. Bu sözünde haklı idi. O zemân, hepsini yapması gayr-ı mümkin idi. Kâ’benin yıkdırılmasını çok zor buluyordu. Ayrıca, onun bir put oldugunu açıklamakdan da vazgeçdi. Tahrîf edilmis bir Kur’ân nesr etmegi de red etdi. Bu husûsda, en çok Mekkedeki Serîflerden ve Istanbuldaki hükûmetden korkuyordu. Bana, (Bu iki husûsu açıkladıgımız takdîrde, kuvvetli bir ordunun hücûmuna ma’rûz kalacagız) dedi. Onun ma’zeretini kabûl etdim. Zîrâ, dogru söylüyordu. Sartlar müsâid degildi. Birkaç sene sonra, müstemlekeler nezâreti, Der’iyye emîri Muhammed bin Sü’ûdu da safımıza çekmege muvaffak oldu. Bana bunu haber vermek ve her iki Muhammedin arasında muhabbet ve muâveneti te’sîs etmek için, bir haberci gönderdi. Müslimânların kalblerini ve i’timâdlarını, dînî yoldan te’mîn için, Necdli bizim Muhammedden, siyâsî yoldan te’mîn için de, Muhammed bin Sü’ûddan istifâde etdik. Târîh isbât etmisdir ki, dîne istinâd eden devletler dahâ uzun ömürlü ve dahâ nüfuzlu ve heybetli olurlar. Böylece, devâmlı, kuvvetlendik. (Der’iyye) sehrini merkez yapdık. Din olarak da, yeni (VEHHÂBÎLIK) dînini te’sîs etdik. Nâzırlık, yeni vehhâbî hükûmeti gizlice – 76 – destekliyor ve takviye ediyordu. Yeni hükûmet, arabcayı ve çöl muhârebesini çok iyi ögrenmis onbir ingiliz zâbitini, köle ismi altında satın aldı. Plânları, bu subaylarla berâber hâzırlıyorduk. Her iki Muhammed de, gösterdigimiz yolda yürüyorlardı. Nâzırlıgın husûsî bir emri olmadıgı zemân, mevzû’ları biz karara baglıyorduk. Hepimiz asîret kızları ile evlendik. Müslimân kadının kocasına baglılıgı çok hosumuza gitdi. Simdi, vaz’ıyyet iyi gidiyor. __________________ Tenbîh: Bu kitâbı dikkat ile okuyan, islâmın en büyük düsmanının, ingilizler oldugunu anlıyacak, simdi bütün dünyâdaki müslimânlara saldıran vehhâbîligi, ingilizlerin kurdugunu ve onları beslemekde oldugunu iyi ögrenecekdir. Ilmi, aklı ve vicdânı olan ingilizler de, ingilizlerin bu alçak düsmanlıklarından nefret eder. Her memleketde bulunan mezhebsizlerin, vehhâbîligi yaymaga çalısdıklarını isitiyoruz. Hattâ, Hempherin i’tirâflarının, hayâl mahsûlü olarak baskaları tarafından yazıldıgını söyliyenleri var. Fekat, bu sözlerine bir vesîka gösterememekdedirler. Vehhâbîlerin kitâblarını okuyarak, onların aslını, iç yüzünü ögrenen büyük islâm âlimi Habîb Alevî bin Ahmed Haddâd, (Misbâh-ul-enâm) kitâbında, ingilizlere satılmıs olan Muhammed bin Abdülvehhâbın Hempher ile berâber hâzırladıkları, âdî, alçak yazılarına vesîkalarla cevâb vermekdedir. 1216 [m. 1801] da yazılmıs olan bu kitâb, 1416 [m. 1995] da Hakîkat Kitâbevi tarafından ofset ile basılarak bütün islâm memleketlerine gönderilmekdedir. Ingilizler, ne kadar çalısırlarsa çalıssınlar, hakîkî müslimân olan Ehl-i sünneti yok edemiyecekler, kendileri yok olacaklardır. Çünki, ALLAHü teâlâ, Isrâ sûresinin 81. ci âyetinde, bozuk yolda olanların da zuhûr edeceklerini, fekat hak yolda olanların karsısında, bunların maglûb olarak, yok olacaklarını müjdelemekdedir.

Gücümüzden Şüphe Edersek, Şüphelerimize Güç Vermiş Oluruz
|