AkabeForuM
Özel Arama

Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

Digg this topic · Save to del.icio.us · Slashdot It · Post to Technorati · Post to Furl · Submit to Reddit · Share on Facebook · Fark It · Googlize This Post · Add to ma.gnolia · Tag to Wink · Add to MyWeb · Add to Netscape
 
Reply to this topicStart new topic
> Birinci Kısım Yedinci Fasıl
F a T i H
mesaj Sep 5 2009, 16:13
İleti #1


II. Mehmet
*************

Grup: Yönetici
İleti: 5,650
Katılım: 21-June 08
Teşekkür Edilme: 1130 *
Katılım: 21-June 08
Nereden: İstanbul
Üye No: 3
Ruh Halim
Cinsiyet
Taraftar



Birinci Kısm
YEDINCI FASL

Birinci sırrın tadını tatdıkdan sonra, ikinci sırrı da ögrenmek
için, can atıyordum. Nihâyet bir gün sekreter, söz
verdigi ikinci sırrı da açıkladı. Ikinci sır, bir asrlık bir zemân
içinde Islâmı yokedip unutdurmak gâyesi ile, nâzırlıkda
bu is için çalısan yüksek rütbeli ingilizlere mahsûs
hâzırlanmıs, elli sahîfelik bir plân mecmûası idi. Bu plânlar
ondört maddede toplanmısdı. Müslimânların eline
geçme tehlükesine karsı, tedbîr olarak, bu plânları çok
gizli tutuyorduk. O plânlar sunlardır:
1- Buhârâyı, Tacikistânı, Ermenistânı, Horâsân ve etrâfını
istilâ etmek için, rus çârı ile çok iyi bir ittifâk ve yardım
anlasması kurmamızdır. Yine, Rusya ile hudûdu olan
Türk topraklarını da istîlâ etmek için, ruslarla bir anlasma
yapmamız lâzımdır.
2- Islâm âlemini, hem içerden, hem de dısarıdan yıkmak
için, Fransa ve Rusya ile, isbirligi yapmamız lâzımdır.
3- Türk-Îrân hükûmetleri arasına çok siddetli fitne ve
ihtilâflar sokup, her iki tarafda milliyetçilik ve kavmiyyet
fikrlerini kuvvetlendirmemiz lâzımdır. Ayrıca, birbirine
komsu bütün müslimân kabîle ve milletlerin arasına ve
müslimân memleketler arasına fitne ve düsmanlık sokmamız
lâzımdır. Gayb olmus olanları dâhil, bütün bozuk
mezhebleri ihyâ edip, canlı tutmak ve birbirine düsürmek
lâzımdır.
4- Islâm memleketlerinden ba’zı parçaları gayr-ı müslimlerin
eline vermek lâzımdır. Meselâ: Medîneyi yehûdîlere,
Iskenderiyeyi hıristiyanlara, Imâreyi sâibeye,
Kermansâhı Alîyi ilahlasdıran nusayrîlere, Mûsulu yezîdîlere,
Îrân körfezini hindûlara, Trablusu dürzîlere, Kar-
– 69 –
sı ermenilere ve alevîlere, Maskatı hâricîlere vermek lâzımdır.
Sonra, bunları, para, silâh ve gerekli bilgilerle takviye
etmek îcâb eder ki, bunlar Islâmın vücûdunda birer
diken olsunlar. Islâm iyice yıkılıp gayb oluncaya kadar,
bunların yerlerini genisletmek lâzımdır.
5- Müslimân Osmânlı ve Îrân hükûmetlerini, mümkin
mertebe, birbirleriyle hiç anlasamayan ufak mahallî devletlere
bölmeyi plânlamak lâzımdır. Hindistânın simdiki
hâli gibi. Zîrâ, söyle bir nazariyye vardır: (Parçala, hükm
edersin) ve (Parçala, mahv edersin).
6- Islâmın bünyesinde, tahrîf edilmis din ve mezhebler
ihdâs etmek lâzımdır ve îcâd edecegimiz bu dinlerin her
birisinin bir memleketin insanlarının hevâ ve hevesine uygun
olması için, çok ince bir plân yapmalıyız. Sî’anın
memleketinde dört din îcâd edecegiz: 1- Hazret-i Hüseyni
ilahlasdıran bir din, 2- Ca’fer-i Sâdıkı ilahlasdıran bir din,
3- Mehdîyi ilahlasdıran bir din, 4- Alî Rızâyı ilahlasdıran
bir din. Birincisi Kerbelâya, ikincisi Isfahâna, üçüncüsü
Samarrâya, dördüncüsü de Horâsâna muvâfıkdır. Aynı
zemânda sünnîlerin de, mevcûd dört mezheblerini, birbirinden
ayrı dört bagımsız din hâline getirmeliyiz. Bunu
yapdıkdan sonra, Necdde yeni bir Islâm fırkası kurup,
aralarında kanlı çekismeler ihdâs edecegiz. Dört mezhebin
kitâblarını imhâ edecegiz ki, bu fırkalardan herbiri, sâdece
kendilerini müslimân kabûl edip, digerlerini, öldürülmesi
lâzım olan kâfirler bilsinler.
7- Zinâ, livâta, ya’nî homoseksüellik, içki ve kumar ile,
müslimânların arasına fitne ve fesâd tohumları saçılacak.
Bunun için, bu memleketlerde yasayan gayr-ı müslimler
kullanılacaklardır. Onlardan bu gâyeyi gerçeklesdirmek
için, muazzam bir ordu teskil etmemiz lâzımdır.
8- Islâm memleketlerinde fâsid liderler, zâlim kumandanlar
yetisdirmege, bunları hükûmetin basına geçirerek,
islâmiyyete uymagı yasaklıyan kanûnlar çıkarmaga
a’zamî ehemmiyyet vermek lâzımdır. Onları kullanıp, nâ-
– 70 –
zırlıgın yap dedigini yapacak, yapma dedigini yapmayacak
duruma getirmeliyiz. Onların vâsıtası ile müslimânlara
ve Islâm memleketlerine isteklerimizi kânûn zoru ile
cebr ederek yapdırmalıyız. Islâmiyyete uymagı suç, ibâdet
yapmagı gericilik hâline getirmeliyiz. Müslimân memleketlerdeki
hükûmet adamlarını, mümkin oldugu kadar aslı
gayr-i müslimlerden seçdirmeliyiz. Bunu yapmak için,
ba’zı ajanlarımızı sûreten müslimân, din adamı sekline sokup,
isteklerimizi icrâ etmek için, yüksek makamlara getirmeliyiz[
1].
9- Mümkin mertebe arabînin ögretilmesine mâni’ olacaksınız.
Arabînin hâricindeki dilleri, meselâ: Fârisîyi,
Kürtçeyi ve Pestucayı yayacaksınız. Arab memleketlerinde,
ecnebî lisânları ihyâ edecek ve Kur’ân ile Sünnetin lisânı
olan fasîh arabîyi yok etmek için, mahallî lehçeleri
nesr edeceksiniz!
10- Devlet adamlarının etrâfına adamlarımızı yerlesdirip,
onların vâsıtası ile, nâzırlıgımızın arzûlarını tatbîk etmek
için, onları bu devlet adamlarının müstesârları hâline
getirmeliyiz. Bu isin en kolay yolu, köle ticâretidir: Köle
ve câriye olarak gönderecegimiz câsûsları, evvelâ lâyıkı ile
yetisdirecegiz. Sonra, müslimân devlet adamlarının yakınlarına,
meselâ onların çocuklarına, hanımlarına ve onların
indinde hâtırı sayılır insanlara satmalıyız. Satdıgımız bu
köleler, tedrîcî olarak, devlet adamlarına yaklasacaklardır.
Onların anneleri ve mürebbiyeleri olup, bilezigin bilegi
ihâta etdigi gibi, onlar da, müslimân devlet adamlarını
ihâta edeceklerdir.
11- Misyonerligin sâhasını genisletip, her sınıf ve meslege
bilhâssa doktor, mühendis, muhasebeci v.s. gibi
mesleklere sokmalıyız. Islâm memleketlerinde kilise,
– 71 –
[1] Ingilizler, bu çalısmalarında muvaffak oldular. Mustafâ Resid pâsa,
Âlî pâsa, Fuâd pâsa ve Tal’at pâsa gibi masonları ve yehûdî, ermeni
asllı soysuzları basa getirdiler. Abdullah Cevdet ve Mûsâ Kâzım ve Ziyâ
Gökalp ve Abduh gibi masonları dinde söz sâhibi yapdılar.
mekteb, hastahâne, kütübhâne ve hayr cemiyyetleri ismi
altında propaganda, nesriyyât merkezleri açmalı ve bunları,
Islâm memleketlerinin dört bir bucagına yaymalıyız.
Milyonlarca hıristiyan kitâblarını meccânen dagıtmalıyız.
Islâm târîhinin yanında, hıristiyan târîhini, devletler hukûkunu
da nesr etmeliyiz. Kilise ve manastırlara râhib ve râhibe
ismi altında câsûslarımızı yerlesdirmeliyiz. Bunları
vâsıta olarak kullanıp, hıristiyan hareketlere rehberlik
yapmalarını te’mîn etmeliyiz. Müslimânların her hareket
ve fikrlerini ögrenip bize aktarmalarını te’mîn etmeliyiz.
Islâm târîhini bozup, tahrîf edecek ve müslimânların ahvâl
ve dinlerini iyice ögrendikden sonra, onların bütün kitâblarını
imhâ edecek, islâm ilmlerini yok edecek, profesör,
ilm adamı, arasdırmacı gibi ismler altında, bir hıristiyan
ordusu kurmalıyız.
12- Kız, erkek, bütün Islâm gençliginin kafasını karısdırıp,
Islâmiyyet hakkında sübhe ve tereddüde düsmelerini
te’mîn etmeliyiz. Mekteb, kitâb, mecmû’a [spor kulübleri,
sinema filmleri, televizyon] ve bu is için yetisdirilmis elemanlarımızın
vâsıtası ile, onların ahlâklarını sıfıra indirmeliyiz.
Yehûdî, hıristiyan ve bütün gayr-i müslim gençleri,
onları avlamak için, birer tuzak olarak yetisdirmek için,
gizli cem’iyyetler açmalıyız!
13- Dâhilî harb ve ayaklanmaları tesvîk etmeli ve kendi
aralarında ve gayr-i müslimler ile dâimâ mücâdele hâlinde
olmalarını te’mîn etmeliyiz ki, kuvvetleri zâil olsun,
terakkîleri imkânsız olsun. Fikrî tâkatları, mâlî kaynakları
yok olsun. Genç ve faâl olanları ortadan kalksın. Sulh
ve huzûr, yerini ihtilâle bıraksın.
14- Iktisâdları tahrîb edilecek, gelir kaynakları ve zirâat
sâhaları bozdurulacak, su bendleri yıkdırılacak, nehrler
kurutulacak, insanlar nemâz kılmakdan, çalısmakdan nefret
etdirilecek ve tembellik yaygınlasdırılacakdır. Tembeller
için, oyun yerleri açılacak. Uyusturucu madde, içki,
yaygın bir hâle getirilecekdir.
– 72 –
[Yukarıda saydıgımız maddeler, çok güzel bir seklde
harîta, resim ve sekllerle açıklanmısdır. Bu ondört maddenin
yardımı ile koca Osmânlı Devletini yıkdılar. Yeni kurdukları
devletlerin idâresini, Iskoç masonlarının ellerine
verdiler. Bunlar da, (Müstemlekeler nezâreti)nin bu ondört
maddesini anayasa yaparak, islâmiyyete saldırmaga
devâm ediyorlar.]
Bana bu muhtesem vesîkanın bir kopyasını verdigi
için, sekretere tesekkür etdim.
Londrada bir ay dahâ kaldıkdan sonra, tekrâr Necdli
Muhammed ile görüsmek üzere, Irâka gitmek için nâzırlıkdan
emr aldım. Sefere çıkarken, sekreter bana: (Necdli
Muhammed hakkında bir ihmâlkârlık yapmayasın! Câsûslarımızın
gönderdikleri raporlardan anlasıldıgı vech
ile, Necdli Muhammed, plânlarımızı gerçeklesdirmek için,
çok münâsib bir ahmakdır.
Necdli Muhammed ile açık konus! Isfahânda ajanlarımız,
onunla açıkça konusmus, o da, isteklerimizi bir
sart ile kabûl etmisdir. Onun sartı sudur: Fikr ve görüslerini
açıklayınca, kendisine saldırması muhakkak
olan, devlet adamlarından ve âlimlerden kendini korumak
için, kâfî derecede mal ve silâhla takviye edilmesi,
memleketinde kendisine küçük de olsa, bir beylik kurulmasıdır.
Nâzırlık da, bu sartları kabûl etmisdir) dedi.
Bu haberin verdigi sevinçle, az dahâ uçacakdım. O zemân,
sekretere bu husûsda, ne yapmam îcâb etdigini sordum.
Cevâbında, (Necdli Muhammedin tatbîk etmesi için,
nâzırlık ince bir plân hâzırlamısdır, söyle ki:
1- Bütün müslimânları, tekfîr edip, onları öldürmenin,
mallarını ellerinden almanın, nâmûslarına tecâvüzün, erkeklerini
köle, hanımlarını câriye yapıp, köle pazarlarında
satmanın halâl oldugunu söyleyecek.
2- Mümkinse, Kâ’benin bir put oldugu için, yıkılma-
– 73 –
sının lâzım oldugunu belirtecek[1]. Hac ibâdetini ortadan
kaldırmak için, kabîleleri hâcılara saldırtıp, mallarını ellerinden
almaga ve onları öldürmege tesvîk edecek.
3- Müslimânları, Halîfeye itâ’at etmekden men’ etmege
çalısacak. Onları Halîfeye karsı isyân etmege tesvîk
edecek ve bu is için, ordular hâzırlayacak. Her vesîle ile,
Hicâz esrâfı ile harb etmenin ve onların nüfuzlarını azaltmanın
lâzım oldugunu yayacak.
4- Mekke, Medîne ve diger Islâm memleketlerinde bulunan
türbe, kubbe ve mukaddes yerlerin put ve sirk olduklarını
söyliyerek, yıkılmalarının lâzım oldugunu i’lân
edecek. Mümkin mertebe, Muhammed Peygambere, Halîfelerine
ve bütün mezheb büyüklerine hakâret olunmasına
vesîle olacak.
5- Islâm memleketlerinde mümkin mertebe ihtilâl,
zulm ve anarsiyi te’mîn edecek.
6- Hadîslerde yapılmıs oldugu gibi, ilâve ve noksanlıklarla,
tahrîf edilmis bir Kur’ân nesr etmeye çalısacak[2].
Sekreter, yukardaki altı maddelik plânı söyledikden
sonra: (Bu büyük program seni korkutmasın. Çünki vazîfemiz,
islâmiyyeti yok etme tohumunu atmakdır. Bu isi
temâmlayacak nesller gelecekdir. Ingiliz hükûmeti, sabr
etmeyi ve adım adım yürümeyi âdet edinmisdir. Büyük
ve bas döndürücü islâm inkılâbını yapan Muhammed
Peygamber de, sâdece bir insan degil miydi? Iste bizim
Necdli Muhammed de, Peygamberi gibi, bu inkılâbları-
– 74 –
[1] Put, kendisine ibâdet edilen, secde edilen, hersey yalnız kendisinden
istenen seylere, heykellere denir. Müslimânlar, Kâ’be için secde etmez.
Kâ’beye karsı olarak, ALLAHü teâlâya secde ederler. Her nemâzda,
Kâ’beye karsı secde etdikden sonra, (Fâtiha) sûresini okurlar. Bu
sûrede, (Ey! Âlemlerin yegâne [bir] olan Rabbi! Biz yalnız sana ibâdet
ederiz. Herseyi yalnız senden isteriz) denilmekdedir.
[2] Meshûr ve mu’teber kitâblardaki, hadîs-i serîflerde ilâve ve noksan
var demek, büyük iftirâdır. Binlerce hadîs âliminin, hadîs-i serîfleri nasıl
topladıklarını ögrenen bir kimse, böyle çirkin yalan söyleyemez ve
böyle yalanlara aslâ inanmaz.
mızı gerçeklesdirmege söz verdi) dedi.
Bir kaç gün sonra, Nâzır ve sekreterden izn aldım, âile
ve dostlarıma vedâ’ etdim. Basraya dogru yola çıkdım.
Evden çıkarken, küçük oglum: (Baba çabuk dön!) dedi.
Gözlerim yasardı. Teessürlerimi hanımımdan gizleyemedim.
Yorucu bir seferden sonra, nihâyet geceleyin Basraya
vardım. Abdürrızânın evine gitdim, uyandırdım. Beni
görünce, çok sevindi. Beni agırladı. O gece, orada kaldım.
Sabâhleyin bana (Necdli Muhammed bana ugradı ve sana
bu mektûbu bırakarak gitdi) dedi. Mektûbu açdım. Memleketi
olan Necde gitdigini ve adresini yazıyordu. Ben de
hemen oraya dogru yola çıkdım. Son derece mesakkatli
bir yolculukdan sonra, oraya vardım. Necdli Muhammedi
evinde buldum. Fekat, çok za’îflemisdi. Kendisine hiçbir
sey söylemedim. Sonra, evlendigini duydum.
Biz aramızda, benim onun kölesi oldugumu ve beni bir
yere gönderdigini, simdi de avdet etdigimi, herkese söylemek
için anlasdık. Beni böyle bildirdi.
Necdli Muhammedin yanında iki sene kaldım. Da’vetini
i’lân etmek için bir program hâzırladık. Nihâyet, hicrî
1143 [m. 1730] senesinde, onun azmini kuvvetlendirdim.
O da, kendine yardımcı topladıkdan sonra, kapalı ba’zı
cümlelerle da’vetini kendine çok yakın olanlara anlatdı.
Sonra, da’vetini günbegün genisletdi. Onu düsmanlarından
korumak için, etrâfına muhâfızlar koydum. Ve onlara
istedikleri kadar mal ve para verdim. Necdli Muhammedin
düsmanları tecâvüz etmek istedigi zemân, muhâfızların
gayretlerini artdırıyordum. Ve onları ma’nen destekliyordum.
Da’veti yayıldıkça, muhâlifleri çogalıyordu.
Kendisine fazla hücûm yapıldıgı zemân, da’vetden vazgeçmek
istiyordu. Fekat, onu yalnız bırakmıyor ve azmini
kuvvetlendiriyordum. Ona, (Ey Muhammed, Peygamber
senden dahâ fazla eziyyet gördü. Biliyorsun, bu seref yoludur.
Her inkılâbcı gibi, biraz mesakkate tehammül etmelisin!)
diyordum.
– 75 –
Biz dâimâ düsmanların hücûmuna ugrayabilirdik.
Onun muhâliflerine karsı, parayla aldıgım câsûslar koydum.
Düsmanları ona bir zarar yapmak istediginde, onlar
beni haberdâr ediyor, ben de, zararlarını te’sîrsiz hâle getiriyordum.
Bir sefer, düsmanların onu öldürmek istedikleri
haberini aldım. Hemen, onların hâzırladıklarına mâni’
olmak için, gerekli tedbîrleri aldım. Insanlar, düsmanlarının
Muhammede böyle bir sey yapmak istediklerini duyunca,
onlardan nefret etmege basladılar. Böylece, kazdıkları
kuyuya kendileri düsdüler.
Necdli Muhammed, plânın her altı maddesini icrâ edecegini
bana va’d etdi ve (Simdilik, bunlardan ancak bir
kısmını yerine getirebilirim) dedi. Bu sözünde haklı idi. O
zemân, hepsini yapması gayr-ı mümkin idi.
Kâ’benin yıkdırılmasını çok zor buluyordu. Ayrıca,
onun bir put oldugunu açıklamakdan da vazgeçdi. Tahrîf
edilmis bir Kur’ân nesr etmegi de red etdi. Bu husûsda, en
çok Mekkedeki Serîflerden ve Istanbuldaki hükûmetden
korkuyordu. Bana, (Bu iki husûsu açıkladıgımız takdîrde,
kuvvetli bir ordunun hücûmuna ma’rûz kalacagız) dedi.
Onun ma’zeretini kabûl etdim. Zîrâ, dogru söylüyordu.
Sartlar müsâid degildi.
Birkaç sene sonra, müstemlekeler nezâreti, Der’iyye
emîri Muhammed bin Sü’ûdu da safımıza çekmege muvaffak
oldu. Bana bunu haber vermek ve her iki Muhammedin
arasında muhabbet ve muâveneti te’sîs etmek için,
bir haberci gönderdi. Müslimânların kalblerini ve i’timâdlarını,
dînî yoldan te’mîn için, Necdli bizim Muhammedden,
siyâsî yoldan te’mîn için de, Muhammed bin Sü’ûddan
istifâde etdik. Târîh isbât etmisdir ki, dîne istinâd
eden devletler dahâ uzun ömürlü ve dahâ nüfuzlu ve heybetli
olurlar.
Böylece, devâmlı, kuvvetlendik. (Der’iyye) sehrini
merkez yapdık. Din olarak da, yeni (VEHHÂBÎLIK) dînini
te’sîs etdik. Nâzırlık, yeni vehhâbî hükûmeti gizlice
– 76 –
destekliyor ve takviye ediyordu. Yeni hükûmet, arabcayı
ve çöl muhârebesini çok iyi ögrenmis onbir ingiliz zâbitini,
köle ismi altında satın aldı. Plânları, bu subaylarla berâber
hâzırlıyorduk. Her iki Muhammed de, gösterdigimiz
yolda yürüyorlardı. Nâzırlıgın husûsî bir emri olmadıgı
zemân, mevzû’ları biz karara baglıyorduk.
Hepimiz asîret kızları ile evlendik. Müslimân kadının
kocasına baglılıgı çok hosumuza gitdi. Simdi, vaz’ıyyet iyi
gidiyor.
__________________
Tenbîh: Bu kitâbı dikkat ile okuyan, islâmın en büyük
düsmanının, ingilizler oldugunu anlıyacak, simdi bütün
dünyâdaki müslimânlara saldıran vehhâbîligi, ingilizlerin
kurdugunu ve onları beslemekde oldugunu iyi ögrenecekdir.
Ilmi, aklı ve vicdânı olan ingilizler de, ingilizlerin bu
alçak düsmanlıklarından nefret eder.
Her memleketde bulunan mezhebsizlerin, vehhâbîligi
yaymaga çalısdıklarını isitiyoruz. Hattâ, Hempherin i’tirâflarının,
hayâl mahsûlü olarak baskaları tarafından yazıldıgını
söyliyenleri var. Fekat, bu sözlerine bir vesîka gösterememekdedirler.
Vehhâbîlerin kitâblarını okuyarak, onların
aslını, iç yüzünü ögrenen büyük islâm âlimi Habîb
Alevî bin Ahmed Haddâd, (Misbâh-ul-enâm) kitâbında,
ingilizlere satılmıs olan Muhammed bin Abdülvehhâbın
Hempher ile berâber hâzırladıkları, âdî, alçak yazılarına
vesîkalarla cevâb vermekdedir. 1216 [m. 1801] da yazılmıs
olan bu kitâb, 1416 [m. 1995] da Hakîkat Kitâbevi tarafından
ofset ile basılarak bütün islâm memleketlerine gönderilmekdedir.
Ingilizler, ne kadar çalısırlarsa çalıssınlar, hakîkî
müslimân olan Ehl-i sünneti yok edemiyecekler, kendileri
yok olacaklardır. Çünki, ALLAHü teâlâ, Isrâ sûresinin
81. ci âyetinde, bozuk yolda olanların da zuhûr edeceklerini,
fekat hak yolda olanların karsısında, bunların maglûb
olarak, yok olacaklarını müjdelemekdedir.


User's Signature



Gücümüzden Şüphe Edersek, Şüphelerimize Güç Vermiş Oluruz
Go to the top of the page
 
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 üye:

Collapse

> Benzer Konular

  Başlık Cevaplar Konuyu Başlatan Okunma Son Aktivite
No New Posts Birinci Cumhuriyet Dersim’dir...
0 AkHaber 54 21st November 2011 - 06:59
Gn: AkHaber
No New Posts Birinci Şamahı Zaferi
0 F a T i H 326 12th September 2009 - 20:39
Gn: F a T i H
No New Posts Birinci Kısım Altıncı Fasıl
0 F a T i H 631 5th September 2009 - 16:09
Gn: F a T i H
No New Posts Birinci Kısım Dördüncü Fasıl
4 F a T i H 1,157 1st September 2009 - 16:00
Gn: hudeybiye
No New Posts Birinci Kısım Beşinci Fasıl
0 F a T i H 456 1st September 2009 - 15:54
Gn: F a T i H


 


Basit Görünüm Tarih : 8th February 2012 - 22:40



.: Forumumuzun Akabe Vakfı ve Kuruluşları İle Hiç Bir Bağlantısı YOKTUR.