AkabeForuM
Özel Arama

Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

Digg this topic · Save to del.icio.us · Slashdot It · Post to Technorati · Post to Furl · Submit to Reddit · Share on Facebook · Fark It · Googlize This Post · Add to ma.gnolia · Tag to Wink · Add to MyWeb · Add to Netscape
 
Reply to this topicStart new topic
> Birinci Kısım Birinci Fasıl
F a T i H
mesaj Jul 18 2009, 18:21
İleti #1


II. Mehmet
*************

Grup: Yönetici
İleti: 5,650
Katılım: 21-June 08
Teşekkür Edilme: 1130 *
Katılım: 21-June 08
Nereden: İstanbul
Üye No: 3
Ruh Halim
Cinsiyet
Taraftar



Birinci Kısm
BIRINCI FASL

Hempher diyor ki; Büyük Britanyamız çok genisdir.
Günes, denizleri üzerinde dogdugu gibi, yine bu denizlerin
üzerinde batar. Devletimiz, Hindistân, Çin ve Ortadogudaki
sömürgelerinde nisbeten za’îfdir. Bu memleketler,
tam ma’nâsı ile idâremizin altında degildir. Fekat, buralarda
çok faal ve basarılı bir politika tatbîk ediyoruz. Hepsi
elimize geçmek üzeredir. Burada iki sey mühimdir:
1- Elimize geçmis yerleri elimizde tutmaga çalısmak,
2- Elimize geçmemis yerleri ele geçirmege çalısmak.
Müstemlekeler [sömürgeler] nâzırlıgı, bu iki vazîfeyi
îfâ etmek üzere, bu devletlerin her biri için, birer komisyon
teskil etmisdir. Müstemlekeler nâzırlıgında vazîfeye
baslayınca, Nâzır bana i’timâd etdi ve Dogu Hindistân sirketinde
bir vazîfe verdi. Bu, zâhirde bir ticâret sirketi idi.
Fekat asl vazîfesi, Hindistânın büyük ve genis topraklarına
hâkim olmanın yollarını arasdırmakdı.
Hükûmetimizin, Hindistân için hiç endisesi yokdu. Zîrâ
Hindistân, degisik milletlere, ayrı dillere ve zıd çıkarlara
sâhib bir ülkeydi. Çinden de pek korkumuz yokdu.
Çünki, Çine hâkim olan Budizm ve Konfüçyüs dinlerinin
canlanmasından korkulmuyordu. Zîrâ bunlar, hayâtla hiç
alâkalanmayan, iki ölü din idi. Binâenaleyh, bu iki ülke
halkında vatan sevgisinin olması, çok uzak bir seydi. Bu
iki ülke, biz Ingiltere hükûmetini râhatsız etmiyordu. Fekat,
ilerde olabilecek hâdiseleri de gözümüzden ırak etmiyorduk.
Binâenaleyh, bu ülkelerde tefrika, cehâlet ve fakîrlik,
hattâ sârî hastalıkları yaymak için, uzun va’deli
plânlar yapıyorduk. Bu iki ülke halkının âdetlerini taklîd
ederek, niyyetlerimizi râhatça gizliyebiliyorduk.

Islâm memleketleri son derece râhatımızı bozuyordu.
Hepsi de, lehimize olmak üzere, Hasta Adamla [Osmânlı
devletini kasd ediyor] bir kaç anlasma yapmısdık. Müstemlekeler
nâzırlıgının tecribeli adamları, bu hastanın bir
asrdan az bir zemân zarfında can verecegini söylüyorlardı.
Ayrıca, Îrân hükûmeti ile de, gizlice bir kaç anlasma yapmıs
ve bu iki ülkeye, mason yapdıgımız, devlet adamlarını
yerlesdirmisdik. Rüsvet, kötü idâre ve din bilgisi noksan
idârecilerin, güzel kadınlarla mesgûl olup, vazîfelerini
unutması, bu iki ülkenin belini kırdı. Fekat, bütün bunlara
ragmen, su sayacagım sebeblerden dolayı, yapdıklarımızın
bekledigimiz netîceyi vermemesinden endîse ediyorduk:
1- Müslimânlar, Islâma son derece baglıdırlar. Her bir
müslimân, papaz ve râhiplerin hıristiyânlıga baglılıkları
kadar, hattâ dahâ fazla, Islâma baglıdır. Bilindigi gibi, papaz
ve râhiplerin canı çıkar da, hıristiyanlıkları çıkmaz.
Müslimânların en tehlükelileri de, Îrândaki sî’îlerdir.
Çünki onlar, sî’î olmıyanları kâfir ve necs bilirler. Hıristiyanlar,
sî’îlerin nazarında, kokmus pislik gibidir. Tabîatiyle,
insan bütün gücüyle pisligi atmaya gayret eder. Bir sefer
sî’înin birine sunu sordum: (Hıristiyanlara niye böyle
bakıyorsunuz?) Aldıgım cevâb suydu: (Islâm Peygamberi,
çok hakîm bir zât idi. Kâfirleri böyle ma’nevî bir baskı altına
almıs ki, onların dogru yolu bulmasına ve ALLAHın dîni
olan Islâma girmesine sebeb olsun. Nitekim devlet de,
bir insanı tehlükeli bulunca, onu itâat edinceye kadar,
maddî bir baskı altında tutar. Sözünü etdigim necâset,
maddî degil, ma’nevî bir baskı olup, hıristiyanlara da hâs
degildir, sünnîlere ve bütün kâfirlere sâmildir. Hattâ, bizim
eski Îrânlı mecûsîler bile, sî’îlerin nazarında necsdirler.)
Ona dedim ki: (Güzel! Sünnîler ve hıristiyanlar da
Allaha, Peygamberlere ve kıyâmet gününe inanırlar, niye
necs olsunlar?) Cevâben dedi ki: (Iki seyden dolayı

necsdirler: Birincisi, hazret-i Muhammedi hâsâ yalancılıkla
ithâm ederler[1]. Biz de, bu çirkin ithâm karsısında (Sana
eziyet verene sen de eziyet edebilirsin) sözü mûcibince,
onlara (Siz necssiniz) diyoruz. Ikincisi ise, hıristiyanlar,
ALLAHın Peygamberlerine kötü isnâdlarda bulunurlar. Meselâ,
Îsâ aleyhisselâm içki içerdi, mel’ûn oldugu için çarmıha
gerildi, derler.)
Ben dehset içinde adama dedim ki: (Hıristiyanlar böyle
demezler.) O ise: (Hayır sen bilmiyorsun, (Kitâb-ı mukaddes)
de böyle yazılıdır), dedi. Ben susdum, zîrâ adam,
ikinci husûsda olmasa bile, birincisinde haklıydı. Münâkasayı
uzatmak istemedim. Çünki, islâmî kıyâfetde oldugum
hâlde, benden sübhelenebilirlerdi. Bu sebeb ile, dâimâ
münâkasalardan uzak duruyordum.
2- Islâmiyyet, bir zemânlar, idâre ve hüküm dîni idi.
Müslimânlar da, azîzdi. Bu efendi insanlara, simdi siz kölesiniz
demek zordur. Islâm târîhini kötüleyip, müslimânlara,
bir zemânlar elde etdiginiz izzet ve i’tibâr, ba’zı sartlar
îcâbıydı. O günler gitdi, bir dahâ geri dönmez, dememiz
de mümkin degildir.
3- Osmânlı ve Îrânlıların, yapdıklarımızın farkına vararak,
plânlarımızı bozup te’sîrsiz hâle getirmelerinden çok
endise ediyorduk. Gerçi, bu iki devlet büyük ölçüde za’îflemisdir.
Fekat, mal, silâh ve hüküm sâhibi, merkezî bir hü-

[1] Hâlbuki, Peygamberimizi yalancılıkla ithâm edenler, sî’îler ve hıristiyanlardır.
Sî’îlerin Kur’ân-ı kerîme ve Peygamberimizin hadîs-i serîflerine
uymayan i’tikâdları, sözleri ve çirkin isleri, (Es-Savâık-ul-muhrika)
ve (Tuhfe-i isnâ aseriyye) ve (Te’yîd-i ehl-i sünnet) ve (Nâhiye) ve
(Eshâb-ı kirâm) ve (Hucec-i kat’ıyye) ve (Milel ve Nihal) gibi Ehl-i
sünnet kitâblarında bildirilmis, herbirinin cevâbları verilmisdir. (Savâık)
müellifi Ahmed ibni Hacer Mekkî 974 [m. 1566] de Mekkede, (Tuhfe)
müellifi Abdül’Azîz 1239 [m. 1824] da Delhîde, (Te’yîd) müellifi
imâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî 1034 [m. 1624] de Serhend-i serîfde,
(Nâhiye) müellifi Abdül’Azîz Ferhârevî 1239 [m. 1824] da, (Eshâb-ı kirâm)
müellifi Abdülhakîm Arvâsî 1362 [m. 1943] de Ankarada, (Hucec)
müellifi Abdüllah Süveydî 1174 [m. 1760] de Bagdâdda, (Milel)
müellifi Muhammed Sihristânî 548 [m. 1154] de Bagdâdda vefât etmislerdir.

kûmetin olusu, bizim emîn olmamıza mâni’ oluyordu.
4- Islâm âlimlerinden son derece râhatsızdık. Çünki, Istanbul
ve El-ezher âlimleri, Irâk âlimleri, Sâm âlimleri,
emellerimizin önünde asılmaz engellerdi. Zîrâ onlar, dünyânın
geçici zevk ve zînetlerine karsı, Kur’ân-ı kerîmin
va’d etdigi Cennete girmege hâzırlanan ve kendi prensiplerinden
kıl kadar ta’vîz vermiyen kisilerdi. Halk onlara
tâbi’ oluyor, Sultân bile onlardan korkuyordu. Sünnîler,
sî’îler kadar âlimlere baglı degildi. Zîrâ, sî’îler kitâb okumuyor,
sâdece âlimleri tanıyor, Sultâna gereken ihtimâmı
göstermiyorlardı. Sünnîler ise, çok kitâb okuyor, âlimleri
ve Sultânı tutuyorlardı.
Bu hâl karsısında, bir çok toplantılar yapdık. Fekat,
maalesef, her seferinde önümüzde yolun kapalı oldugunu
gördük. Câsûslarımızdan gelen raporlar, hep hayâl kırıcı,
konferansların sonuçları da sıfır idi. Lâkin, yine de ümmidsizlige
kapılmıyorduk. Çünki, biz, derin nefes almagı
ve sabr etmegi âdet edinmisizdir.
Bir toplantımıza, Nâzırın kendisi, en büyük papazlar ve
bir kaç da mütehassıs [uzman] katılmısdı. Yirmi kisiydik.
Üç sâatden fazla süren bu toplantıda, hiçbir netîceye varılamadı.
Fekat, bir papaz söyle dedi: (Râhatsız olmayın!
Çünki, hıristiyanlık, ancak üçyüz sene zulm çekdikden
sonra yayıldı. Umulur ki Mesîh, gayb âleminden bize nazar
edip, üçyüz sene sonra da olsa, kâfirleri [Müslimânları
kasdediyor] merkezlerinden çıkarmagı nasîb eder. Biz
kuvvetli bir îmân ve uzun bir sabrla silâhlanmalıyız! Hükmü
elimize geçirebilmek için, bütün vâsıtaları elde edip,
bütün yolları denemeliyiz. Hıristiyanlıgı, Muhammedîlerin
arasında yaymaga çalısmalıyız. Asrlar sonra da, netîceye
varabilirsek, çok iyidir. Zîrâ, babalar çocukları için çalısırlar.)
Müstemlekeler nâzırlıgında, Ingilterenin yanısıra,
Fransa ve Rusyadan da, diplomat ve din adamlarının
katıldıgı bir konferans yapıldı. Çok sanslıydım. Nâzır

ile aramız iyi oldugu için, ben de katılmısdım. Konferansda,
müslimânları parçalayıp, Ispanya gibi, dinlerinden çıkararak
îmâna getirmenin [Hıristiyanlasdırmanın] hesâbları
yapıldı. Fekat, varılan netîceler istenildigi gibi degildi.
Ben, o konferansdaki bütün konusmaları (Ilâ meleküt-il-
Mesîh) ismli kitâbımda yazdım.
Derinlere kök salmıs büyük bir agacı, kurutup, söküp
atmak zordur. Fekat, biz zorlukları kolaylasdırıp, yenmeliyiz.
Hıristiyanlık, yayılmak için gelmisdir. Bunu, Mesîh
efendimiz bize va’d etmisdir. Muhammede, dogu ve batı
âleminin içinde bulundugu kötü sartlar yardımcı olmusdur.
O kötü sartlar gidince, berâberindeki belâları da [Islâmı
kasdediyor] ******ürdü. Bugün memnûniyyet ile durumun temâmen
degisdigini müsâhede ediyoruz. Nezâretimizin ve
diger hıristiyan hükûmetlerin büyük gayret ve çalısmaları
netîcesinde, müslimânlar gerilemege basladı. Hıristiyanlar
ise, kuvvetleniyorlar. Uzun asrlar boyunca gayb edilen yerleri
alma zemânı geldi. Islâmiyyeti imhâ etmege, Büyük
Britanya devleti öncülük etmekdedir.
__________________
Imâm-ı Rabbânî hazretleri (Mektûbât) kitâbının 1.ci cild,
275.ci mektûbunda buyuruyor ki:
Sizin bu ni’mete kavusmanız, islâmiyyet bilgilerini ögretmekle
ve fıkh hükmlerini yaymakla olmusdur. Oralara cehâlet
yerlesmisdi ve bid’atler yayılmısdı. ALLAHü teâlâ, sevdiklerinin
sevgisini size ihsân etdi. Islâmiyyeti yaymaga sizi vesîle
eyledi. Öyle ise, din bilgilerini ögretmege ve fıkh ahkâmını
yaymaga elinizden geldigi kadar çalısınız. Bu ikisi bütün
se’âdetlerin bası, yükselmenin vâsıtası ve kurtulusun sebebidir.
Çok ugrasınız! Din adamı olarak ortaya çıkınız!
Oradakilere emr-i ma’rûf ve nehy-i münker yaparak, dogru
yolu gösteriniz! Müzzemmil sûresinin ondokuzuncu âyetinde
meâlen, (Rabbinin rızâsına kavusmak istiyen için, bu elbette
bir nasîhatdir) buyuruldu.

Kimseye etmem sikâyet, aglarım ben hâlime,
Titrerim mücrim gibi, bakdıkca istikbâlime.


Kitabı Pdf şeklindede indiredebilirsiniz.

İçeriği Görebilmek için ücretsiz ÜYE OLUN veya Üye iseniz GİRİŞ YAPIN


User's Signature



Gücümüzden Şüphe Edersek, Şüphelerimize Güç Vermiş Oluruz
Go to the top of the page
 
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 üye:

Collapse

> Benzer Konular

  Başlık Cevaplar Konuyu Başlatan Okunma Son Aktivite
No New Posts Birinci Cumhuriyet Dersim’dir...
0 AkHaber 54 21st November 2011 - 06:59
Gn: AkHaber
No New Posts Birinci Şamahı Zaferi
0 F a T i H 326 12th September 2009 - 20:39
Gn: F a T i H
No New Posts Birinci Kısım Yedinci Fasıl
0 F a T i H 612 5th September 2009 - 16:13
Gn: F a T i H
No New Posts Birinci Kısım Altıncı Fasıl
0 F a T i H 631 5th September 2009 - 16:09
Gn: F a T i H
No New Posts Birinci Kısım Dördüncü Fasıl
4 F a T i H 1,157 1st September 2009 - 16:00
Gn: hudeybiye


 


Basit Görünüm Tarih : 8th February 2012 - 22:49



.: Forumumuzun Akabe Vakfı ve Kuruluşları İle Hiç Bir Bağlantısı YOKTUR.